Bir millet uyuyorsa, onu kolaylıkla uyandırabilirsiniz.Fakat bir millet uyumuyor da,uyuyor gibi yapıyorsa,onu asla uyandıramazsınız.(İ.Gandhi)
Mustafa Kemal ve arkadaşları:” Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir,muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.Hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatlarıyla ve planlarıyla yükselebilsin?” diye, düşünen ideal ve vatanseverlikle 19.Mayıs.1919’ da Samsun’a çıktılar. İbn-i Haldun: “Peygamberler bile başkalarını yenmek için kendi gibi düşünen adamlar bulmak zorundadır.”der. Mustafa Kemal,Havza’da kendisini karşılamaya gelenlere kararını şöyle açıklıyordu:”Hiç bir zaman ümitsiz olmayacağız,çalışacağız,ülkeyi kurtaracağız bizi öldürmek değil,canlı canlı mezara atmak istiyorlar,şimdi çukurun kenarındayız,son bir cüret belki bizi kurtarabilir,zaten başka türlü de dönüş ola-nağı yoktur.”Aristo:”En bedbaht olan millet,kaleleri ayakta olup da ahlakı harabe olan millettir.”gerçeğini iki bin yıl önce söylemiştir. 6.Haziran.1919 tarihinde Havza’da Cuma namazına takiben Sıtkı Hoca’nın konuşması:”Ey cemaat,vatan elden gidiyor,bu sefer vatan! Hadi silahınız yok,anladık! Ama sopanız var! Düşmana karşı koymak için elde sopa lazımdır kazma,kürek sapınız var,o da yoksa ,diyelim ki yok,o da yok! Peki ya eliniz,ko-lunuz o da mı…Aha! Şöyle yumruğunuz, o da mı yok? Durulur mu vatan elden gittiği zaman?” Amasya’da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin maddi yönden desteklenmesi gereği Abdurrahman Kamil Efendi biriktirdiği altınları “kırmızı bir mendil içinde” Mustafa Kemal’e verir. Bu para Milli Mücadelenin ilk para yardımıdır.Kurucu üyeler daha sonraları birikimleriyle katkıda bulunmuşlardır. 20.Haziran.1919 tarihinde Amasya’da Cuma namazına takiben Abdurrahman Kamil Efendi’nin konuşması:”Yegane kurtuluş çaresi,halkımızın doğrudan doğruya hakimiyetini eline alması ve ifadesini kullanmasıdır.Sonuç olarak işte size Hazreti Ömer gibi bir başbuğ diye Mustafa Kemal paşa’yı gösteriyoruz.” Erzurum Kongresi’nin yapılabilmesi için halkın bağışlarından 1500 Lira toplanmış,kongre masrafları 1420 Lira tutmuş ve Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kasasında sadece 80 Lira kalmıştır.16 Günlük Erzurum Kongresine takiben 29.Ağustos’ta Mustafa Kemal ve Heyet’i Sivas’a hareket etmek zo-rundaydı.Yola çıkılması için gerekli olan para nasıl bulunacaktı? Mustafa Kemal in ne birikmiş parası, ne de gelir sağlayan bir mülkü vardı.Milletin sinesine dönen karargah personelinin durumu da Mustafa Kemal’den farklı değildi. Mazhar Müfit anlatıyor:” Satılacak,savulacak bir şeyimiz de yoktu.Benim bir altın saat kösteğim vardı,hatta onu bile nakte çevirmiştim. İşte ben bu düşünceler içindeyken Paşa’nın beni aradığını,haber verdiler.Yanına gittim. Paşa, adeta sevinerek,” Mazhar Müfit tamam yol paramız var dedi ve ekledi al sana 1000 Lira! “ para destesini uzattı,afalladım fakat bir hayli de geniş nefes aldım. Paşa, nasıl oldu bu? dedim.Parmağı ile dudaklarını kapayarak,”Üzümünü ye,bağını sorma!”dedi. Gerisini Cevat Dursunoğlu anlatıyor: “Heyeti Faale üyesi emekli Binbaşı Süleyman Bey Hızır gibi imdadımıza yetişti. Her yönden kamil bir insan olarak tanıdığımız Süleyman Bey nasıl bir çıkmazda olduğumuzu görerek ,-Çocuklar ben bu işin çaresini buldum. Benim tasarruf edilmiş 900 liram var,ben altmış yaşını geçmiş bir adamım,Allah’ın rızasından,millettin selametinden başka bir dileğim yok.Bu parayı size veririm.Fakat parayı benim verdiğimi ne paşa,ne de başka kimse bilmeyecek.İleride Müdafaa-i Hukuk’un parası olursa verirsiniz olmazsa da helal olsun.Ben devletin verdiği emekli aylığı ile geçinir giderim dedi. Hepimizin gözleri yaşarmıştı,100 Lira kadar da aramızda toplayarak 1000 Lira yaptık ve Kazım (Dirik) aracılığıyla Paşa’ya ulaştırdık.”Bu para ile yol hazırlıkları yapılmış,ekmek,peynir ve zeytinden oluşan kumanyalar hazırlanmış,kafile 3 otomobil ve 3 at arabası ile 29.Ağustos.1919 tarihinde Erzurum’dan Sivas’a doğru yola çıkmıştır. Sivas Kongresi sırasında Mustafa Kemal ve beraberindekilerin ihtiyaçlarının gerektirdiği masrafların ve beslenme giderlerinin karşılanmasında oldukça sıkıntı çekilmiştir. 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas’ta Mustafa Kemal ve arkadaşları tek vücut olarak dünyaya haykırdılar:” Milli sınırlar içerisinde bulu-nan vatan parçaları bir bütündür,birbirinden ayrılamaz,manda ve himaye kabul edilemez,parola ,ya istiklal ya da ölüm.” Mazhar Müfit 16-17 .Eylül 1919 tarihli güncesinde: Mustafa Kemal’in emirbe-ri Ali’den şekerli kahve yapmasını istediğini ancak şekerlerinin kalmadığı yanıtı-nı alınca da, sade kahveye razı olur ve “Farkındayım,yine züğürtledik…Bu para işine bir çare bulmalıyız.”diye yazmaktadır. Bu günler çok hazin günlerdir.Mus-tafa Kemal ve arkadaşlarının,yalnız şekersiz,kahvesiz,yemeksiz değil,hatta ekmeksiz kaldığı günler bile olmuştur.Buna rağmen azminden,irade ve enerjisinden zerre kadar kaybetmemiş,bilakis böyle günlerde kendisini her za-mankinden daima daha çok kuvvetli bulmuştur. Mazhar Müfit’in ekonomik sıkıntılardan bıkkınlığı karşısında Mustafa Kemal:” Azizim Mazhar Müfit, bu senin dediklerinin hepsi olsa o zaman bu işi annen de görebilir,marifet bu yokluk içinde başarılı olmaktır. Bu nedenle sen bu gece sinirlenmişsin,haydi git yat,yarına kadar bir şeyin kalmaz” demiştir. İstanbul Askeri Tıp Okulunda Dr.Talat’ın yol göstermesi ile Sivas Kongresine delege gönderme fikri ortaya atılmış,ikinci ve üçüncü sınıflardan 20 civarında öğrenci bir araya gelerek bir toplantı düzenlemişler.Bu toplantıda iki öğrencinin temsilci olarak Sivas Kongresine gönderilmesi kararlaştırılmış,bu iş için Yusuf ve Hikmet seçilmiştir.Tıbbiyeli öğrencilerin harçlıklarından toplanan para sadece 950 Kuruştur.Bu para ile iki öğrencinin Sivas’a gönderilmesi mümkün olmadığın-dan sadece Hikmet Sivas’a gönderilebilmiştir. 8.Eylül1919 tarihinde Sivas’ta gece yapılan ABD Mandası konusundaki toplan-tı da Tıbbiyeli Hikmet kapının aralığından gürler:”Paşam,delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya bağımsızlık davamızı başarmak yolundaki çalışmaya katılmak üzere gönderdiler.Mandayı kabul edemem,eğer kabul edecek olanlar varsa,bunları her kim olursa olsun reddeder ve kınarız.Olmayacak şey,ama manda düşüncesini siz kabul ederseniz,sizi de reddeder,Mustafa Kemal ‘Vatan kurtarıcı değil,vatan batırıcısıdır der ve lanetleriz.” Mustafa Kemal önce çevresindekilere “ Arkadaşlar,gençliğe bakın,Türk bünyesindeki asil kanın anlatımına dikkat edin” dedikten sonra Hikmet’e dönerek:”Evlat için rahat olsun! Gençlikle övünüyorum ve gençliğe güveniyorum.Biz azınlıkta kalsak bile mandayı kabul etmeyeceğiz,parolamız tektir ve değişmez.YA İSTİKLAL YA DA ÖLÜM!” demiştir. 19 .Aralık 1919 da Ankara’ya hareket edilecektir,fakat para yoktur.Mustafa Kemal bankadan Kuvayı Milliye ve Heyeti Temsiliye adlarına borç alınmasına izin vermeyince,Mazhar Müfit dostu olan Osmanlı Bankası müdüründen şahsı adına borç isteyeceğini söyler,bu formüle uzun tartışmalardan sonra razı olan Mustafa Kemal yinede çekincelerini ortaya koyar.18.Aralık 1919 günü sabahın sekizinde Mazhar Müfit ve Yüzbaşı Bedri bankaya giderler,Bitlis eski Valisi ünva-nıyle Mazhar Müfit adına senet düzenlenir,subay olan Bedri de ,tüccar olarak kefil olur.1000 Liraya imza atarlar ama paranın tamamını alamazlar.Ancak yolda ucu ucuna yetecek kadarını alabilirler. Mustafa Kemal ve arkadaşları 27.Aralık 1919 Cumartesi günü Ankara’ya gelirler ve Kalaba Köyündeki eski Ziraat Mektebi’ne yerleşirler.Heyeti tem-siliye’nin Sivas’tan Ankara’ya geleceği anlaşılınca,Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kolları sıvamış,23 kişiden para toplamış ve ilk günlerde bu para ile yetinilmiştir. Mazhar Müfit anlatıyor:” Ziyarete gelen Müftü Efendi:-sizin biraz sıkıntıda olduğunuzu öğrendik,az da olsa yardımda bulunmayı vazife bildik dedi. Bundan bir şey anlayamadım,karşımda duran kasayı göstererek paramız var dedim.Hal-bu ki kasa mevcudu 48 Kuruştan ibaretti.Müftü Efendi bu sözüme dinlemedi bile,geldi cübbesinin altından bir torba çıkardı,içindeki kağıt paralar saymaya hazır bulunuyordu.Müftü Efendi birer birer saymaya başladı,yüz,iki yüz,beş yüzü geçti,nihayet tamamı 1000 Lira saydı.Bende yataktan kalkarak paraları aldım ve kasaya koydum.” Bu Yoksul Yurtseverler 23.Nisan 1920 ‘de TBMM ‘ini kurdu.Mustafa Kemal şöyle diyordu:”Bence meclis kuram değil,gerçektir.Gerçeklerin en büyüğüdür.” Cumhuriyetin önünde hazır bir model yoktu.Yolunu düşünerek,arayarak ve deneyerek açtı.Koşullardan,gereksinimlerden,olanaklardan ve tarihten yarar-landı.Para yok,kredi yok,yetişmiş yeterli sayıda eleman,uzman yok,araç-gereç yok.Osmanlı’dan borca batık bir miras kalmış. O altın kuşağın sadece iki gücü vardı: akıl ve yurtseverlik.Bu iki güçle yola çıktılar,mucizeler yarattılar,kimsesizin kimsesi olacak CUMHURİYETİ kurdular. Onların anısına ,her zaman,her yerde :NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE. Yazıyı S.Apaydın’ın Mustafa Kemal için yazdığı şiirden bir parça ile bitirmek istiyorum. Fazla geldiyse size hürriyet,Cumhuriyet... / Özlemini çekiyorsanız / saltanatın sultanın… / Hala önemini anlamadıysanız / Millet olmanın… / Kul olun Ümmet kalın / Fetvasını bekleyin,Şeyhülislamın / Unutun tüm dediklerimi / Rahat bırakın beni!... DR. ŞÜKRÜ BAYRAKTAR KAYNAKLAR 1-Coşkun Alev. Samsun’dan Önce Bilinmeyen 6 Ay. 2008. 2-Gürer Turgut. Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer.2007. 3-Mütercimler Erol. Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal.2008. 4-Özakman Turgut. 19.Mayıs 1999 Atatürk Yeniden samsun’da. 2008. 5-Özakman Turgut. Şu Çılgın Türkler. 2005. 6-Özakman Turgut. Cumhuriyet. 2009. 7-Velidedeoğlu Hıfzı Veldet. Söylev/Nutuk .1998.
|