Anasayfa  
Salı, 07 Eylül 2010
RESİM GALERİLERİ
SUDOKU
İNFLUENZA
ODA FORMLARI


 

Anketler
Kimler Sitede
Şuanda 10 misafir bağlı
TAM GÜNÜN ANAYASAYA AYKIRI HÜKÜMLERİ

Image Sayın Meslektaşımız,
Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Hukuk Kurulunun Tam Gün Yasasının Anayasa’ya aykırı hükümlerine ilişkin CHP Grup Başvekilliğine ilettiği çalışmasının metni aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

 - İPTALİ İSTEMİ İLE ANAYASA MAHKEMESİ’NE BAŞVURULMASI İSTEMİNDE BULUNULAN HÜKÜMLER21.01.2010 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5947 sayılı Üniversite Ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un iptali için başvurulması isteminde bulunulan hükümler Anayasa’ya aykırılık nedenlerine göre ortak konu başlıkları altında gruplandırılarak belirtilecektir.  

1-Aynı nitelik, görev ve sorumluluklara sahip kamu görevlisi hekimlerin aynı tazminat ve ek ödemelerden yararlandırılmamasına ilişkin hükümler Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır.

 2- Kamu sağlık kuruluşlarında ve tıp fakültelerinde döner sermaye gelirlerinden performansa dayalı ek ödemeyi asli ücretlendirme yöntemi olarak belirleyen düzenlemeler Anayasa’nın 2, 5, 7,17,55, 56, 128 ve 130. maddelerine aykırıdır. 3- Mesai saatleri dışında fazla çalışmaya ilişkin Yasa hükümlerinde, fazla çalıştırılma süresine üst sınır getirilmemesi, çalışanların dinlenme hakkı, hastaların sağlıkları riske atılarak yaşam ve sağlık hakkına ilişkin Anayasal normları ihlal etmektedir. 4- Hekimlerin serbest çalışma hakkına yönelik sınırlama ve noksanlıklar Anayasa’nın 2, 13,17 ve 49. maddelerine aykırıdır. 5-  Mesleki Mali Sorumluluk Sigortasının zorunlu tutulmasına ve kamuda çalışan hekimler ile özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere primin yarısının ödettirilmesine ilişkin Kanun hükümleri Anayasa’nın 11, 49 ve 166. maddelerine aykırıdır. 6- İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personele ilişkin düzenlemede; mesai saatlerinin 25 saatten 35 saate çıkarılması ve çalışanların sağlığını güvenceye alan çalışma koşullarını düzenlememesi nedeniyle Anayasa’nın 17,49 ve 56. maddelerine aykırıdır. 7- İlave emeklilik sigortası primi ödenmesi ile emekli maaşlarının arttırılmasına olanak sağlayan Kanun hükmü;  kapsamının Sağlık Bakanlığı’nda döner sermayesi bulunan sağlık kuruluşlarında çalışan hekim ve diş hekimleri ile sınırlı olması, kurum ve mahalli idarelerde çalışan hekimler ile tıp fakültelerinde çalışan hekimlere yer vermemesi ve primin tamamının hekime ödenecek ek ödemeden kesinti yolu ile alınmasını öngörmesi nedeniyle Anayasanın 2, 5 ve 10. maddelerine aykırıdır. 8- Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında ve yüksek öğretim kurumlarında çalışan öğretim üyesi veya hekimlerin istekleri olmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı sağlık kurumlarında görevlendirilmelerine ilişkin Kanun hükmü Anayasa’nın 2, 13 ve 18. maddelerine aykırıdır.

II- İPTAL DAVASI AÇILMASI İSTEMİMİZİN GEREKÇELERİ

1- Aynı nitelik, görev ve sorumluluklara sahip kamu görevlisi hekimlerin aynı tazminat ve ek ödemelerden yararlandırılmaması Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır.

 5947 sayılı Kanun’da yer alan düzenleme ve noksanlıklarla hekimlere yönelik beş farklı ücret rejimi yaratılmıştır.a) Tıp Fakülteleri kadrolarında bulunan öğretim üyesi, öğretim görevlisi ve araştırma görevlisi hekimler için;2547 Sayılı Yasa’nın 58. maddesinde yapılan değişiklikle tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin hesabında toplanan döner sermaye gelirlerinden; gelir getiren görevlerde çalışan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamından oluşan ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 500'ünü; bu yerlerde görevli olmakla birlikte gelire katkısı olmayan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine yüzde 600'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 300'ünü aşmayacak,  Nöbet hizmetleri hariç olmak üzere mesai saatleri dışında gelir getirici çalışmalarından doğan katkılarına karşılık olarak yüzde 50'sini geçmeyecek şekilde ayrıca aylık ek ödeme yapılması, b) Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında bulunan asker veya sivil öğretim üyesi ve hekimler için;Rütbeli ve sivil öğretim üyesi tabip, öğretim üyesi diş tabibi, uzman tabip, uzman diş tabibi, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara sağlık hizmetleri tazminatı ödenmesi, c) Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında görev yapan tabipler için: En yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 400’ünü, geçmemek üzere ek ödeme yapılması, d) Sağlık Bakanlığı’na bağlı birinci basamak sağlık hizmeti sunan kuruluşlar da dahil olmak üzere kurum ve kuruluşları ile bağlı kuruluşlarında çalışan hekimler için (Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü hariç): Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamının; klinik şefleri ve şef yardımcıları ile uzman tabip kadrosuna atanan profesör ve doçentlerde yüzde 800’ünü, uzman tabip ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile uzman diş tabiplerinde yüzde 700’ünü, pratisyen tabip ve diş tabiplerinde yüzde 500'ünü geçmeyecek şekilde,Nöbet hizmetleri hariç olmak üzere mesai saatleri dışında gelir getirici çalışmalarından doğan katkılarına karşılık olarak tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlara bu fıkradaki oranların yüzde 30'unu, diğer personele yüzde 20'sini geçmeyecek şekilde ayrıca ek ödeme yapılması,Sağlık Bakanlığı ile Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı kadro ve pozisyonlarına atanan ve 209 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince döner sermaye gelirlerinden ek ödeme alan klinik şef ve şef yardımcılarına en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) % 410'u, uzman tabip, tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar ile uzman diş tabiplerine % 335'i ve pratisyen tabip ve diş tabiplerine ise % 180'i oranında, her ay herhangi bir katkıya bağlı olmaksızın döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılması, bu ödemeye hak kazanılmasında ve ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümlerin uygulanması ve yapılan bu aylık ek ödeme tutarının 5. madde kapsamında aynı aya ilişkin olarak yapılacak olan ek ödeme tutarından mahsup edilmesi, maddeye göre yapılan ek ödemenin 5. madde kapsamında aynı aya ilişkin olarak yapılacak ek ödemeden fazla olması halinde aradaki farkın geri alınmaması düzenlenmiştir. e) Mahalli idareler ile kurum tabipliklerinde çalışan ve döner sermaye ek ödemesi almayan tabipler için;Bu hekimler yönünden herhangi bir ek ödeme, tazminat ya da döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılması düzenlenmemiş olup kamu görevlerinin dışında yalnızca işyeri hekimliği yapabilmelerine yönelik düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeleri bir çizelge haline getirecek olursak;

 

Sağlık Bakanlığı

Üniversiteler

S.B. Hudut ve Sahiller S.G. M

Türk Silahlı Kuvvetleri

Kurum Tabiplikleri ve Mahalli İdareler

Sağlık Hizmetleri Tazminatı

_

_

_

+

_

Döner Sermayeden Ek Ödeme

+

+

_

_

_

Döner Sermayeden Sabit Ek Ödeme

+

_

_

_

_

Döner Sermaye dışında Ek Ödeme

_

_

+

_

_

  5947 Sayılı Kanun’un 12. Maddesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında çalışan asker ve sivil öğretim üyesi olan ve olmayan tabipler ile Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında çalışan hekimler için emekliliklerine yansıyacak biçimde her ay maaşlarında artışı öngören düzenlemeler yapılmıştır. Üniversite öğretim üyeleri, üniversite ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler, kurum tabipleri ve mahalli idarelerde çalışan hekimler için ise böyle bir ücret artışı söz konusu değildir.  Aynı şekilde Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler için döner sermaye gelirlerinden her ay sabit bir ek ödeme yapılması, bu ek ödemeler hakkında aylıklara ilişkin hükümlerin uygulanmasına yönelik düzenleme yapılmasına rağmen üniversitelerde, kurum tabipliklerinde ve mahalli idarelerde çalışan hekimler için böyle bir düzenleme yapılmamıştır.   Kurum tabipliklerinde ve mahalli idarelerde çalışan hekimler yönünden döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılmasına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır.  Anayasa Mahkemesi’nin E.1988/3, K.1989/4 sayılı kararında belirtildiği üzere “Anayasa’nın öngördüğü, düzenlenmesini zorunlu kıldığı bir konudaki boşluk, aykırılık oluşturan bir eksiklik sayılarak iptal nedeni yapılmaktadır”. (Ek 2) Anayasa’nın 128. maddesinde kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Bu düzenlemelerin de Anayasa’nın 10. maddesine aykırılık oluşturacak bir eksikliği taşımaması gerektiği açıktır. Nitekim E.2006/109, K.2008/82 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında görev ve sorumlulukları bakımından aynı durumda olan kamu görevlileri ile ilgili noksanlık Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bulunarak iptal kararı verilmiştir. (Ek 3) Bilindiği üzere Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” denilmektedir. Bu ilke, birbirleriyle aynı durumda olanlara ayrı kuralların uygulanmasını, ayrıcalıklı kişi ve toplulukların yaratılmasını engellemektedir.  Bu ilkenin somut anlamı Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarından ortaya çıkmakta “Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmayacağı” ifade edilmektedir.[1]  Gerek 2547 Sayılı Kanun uyarınca Tıp Fakültelerinde gerekse 2955 sayılı Kanun uyarınca Gülhane Askeri Tıp Akademilerinde hekim öğretim üyelerinin görev kapsamı aynıdır. Lisans ve lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulamaya ilişkin görev ve sorumlulukları aynı niteliktedir. Yine 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile tabip ve uzman tabiplerin çalıştıkları, kadrolarının bulunduğu kurumlardan bağımsız olarak görev ve sorumlulukları aynı biçimde tanımlanmıştır.  Sadece kadrolarının bulunduğu yerlerin farklı olduğu ölçütünden hareketle; Tıp fakültesi öğretim üyesi hekimlerin, öğretim görevlisi hekimlerin, araştırma görevlisi hekimlerin, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında çalışan tabipler hariç Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimlerin, kurum tabipleri ve mahalli idarelerde çalışan hekimlerin emekliliklerine yansıyacak biçimde aylık ücretlerine yönelik ek ödeme ya da tazminatlardan yararlandırılmamaları Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır.  Aynı şekilde Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler için döner sermaye gelirlerinden her ay sabit bir ek ödeme yapılmasına, bu ek ödemeler hakkında aylıklara ilişkin hükümlerin uygulanmasına karşın üniversitelerde, kurum tabipliklerinde ve mahalli idarelerde çalışan hekimlerin böyle bir ödemeden yararlandırılmaması da Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. Bu nedenle; 5957 sayılı Kanunun 2. Maddesi ile 209 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasındaki  “Sağlık Bakanlığı ile Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı kadro ve pozisyonlarına (döner sermaye dahil) atanan ve 5 inci madde (altıncı fıkra kapsamında ek ödeme alanlar hariç) gereğince döner sermaye gelirlerinden ek ödeme alan” ibaresinin  5957 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (C) fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen Ç) fıkrasının ikinci bendinde yer alan “Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli sivil” ibaresinin. 5957 sayılı Kanunun 15. Maddesi ile 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Ek Madde 8’deki “Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünde çalışan memurlar ile sözleşmeli personelden taşra teşkilatında görev yapan tabipler”  ibarelerinin iptali için başvurulması istenilmektedir.  2- Kamu sağlık kuruluşlarında ve tıp fakültelerinde döner sermaye gelirlerinden performansa dayalı ek ödemeyi asli ücretlendirme yöntemi olarak belirleyen düzenlemeler Anayasa’nın 2, 5,7,17, 55, 56,128 ve 130. maddelerine aykırıdır. 5947 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5. maddesinin 4. Fıkrası; “Birinci basamak sağlık hizmeti sunan kuruluşlar da dahil olmak üzere Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşları ile bağlı kuruluşlarında çalışan hekimler için (Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü hariç): Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamının; klinik şefleri ve şef yardımcıları ile uzman tabip kadrosuna atanan profesör ve doçentlerde yüzde 800’ünü, uzman tabip ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile uzman diş tabiplerinde yüzde 700’ünü, pratisyen tabip ve diş tabiplerinde yüzde 500'ünü..geçemez…Nöbet hizmetleri hariç olmak üzere mesai saatleri dışında gelir getirici çalışmalarından doğan katkılarına karşılık olarak tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlara bu fıkradaki oranların yüzde 30'unu, diğer personele yüzde 20'sini geçmeyecek şekilde ayrıca ek ödeme yapılır” 5947 sayılı Kanunun 5. maddesiyle de 2547 sayılı Kanunun 58. Maddesi yeniden düzenlenmiştir. Maddede yapılan değişiklikle; “Tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinin hesabında toplanan döner sermaye gelirlerinden; gelir getiren görevlerde çalışan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme, ödenek (geliştirme ödeneği hariç) ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı ile yabancı dil tazminatı hariç) toplamından oluşan ek ödeme matrahının yüzde 800'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 500'ünü; bu yerlerde görevli olmakla birlikte gelire katkısı olmayan öğretim üyesi ve öğretim görevlilerine yüzde 600'ünü, araştırma görevlilerine ise yüzde 300'ünü aşmayacak,  Nöbet hizmetleri hariç olmak üzere mesai saatleri dışında gelir getirici çalışmalarından doğan katkılarına karşılık olarak yüzde 50'sini, geçmeyecek şekilde ayrıca aylık ek ödeme yapılır” düzenlemelerine yer verilmiştir. Bu düzenlemelerle; a) Yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme, hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürebilme hakkı ihlal edilmektedir. 2004 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun ilgili maddesine dayanarak yürürlüğe giren ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurumlarını kapsayan “Döner Sermaye Gelirlerinden Performansa Dayalı Ödeme” sistemi “Sağlık hizmeti arzını arttırmak için geliştirilmiştir” ve son 7 yılda hekime başvuru sayısının 3 kat artması sonucu ile bu sistem arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. “Sistemin temeli hekimlerin yapmış oldukları tüm işlemleri kayıt altına alarak ölçmeye dayanmaktadır. Bu şekilde hazırlanan, yaklaşık 5 bin tıbbi işlemden oluşan performans puanlama listesi vardır. Bu sistemde hekimlerin daha fazla maddi gelir elde etmek için daha fazla hizmet (işlem sayısı) sunması esas alınmıştır.  Sistemin Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim hastanelerindeki uygulama sonuçlarıyla ilgili Türk Cerrahi Derneği’nin 12 Haziran 2009 tarihli raporuna göre performans sisteminin etkileri şöyledir:
  • Cerrahi tedavi endikasyonlarında genişleme, işlem sayısında artış olmuştur,
  • Etik kuralları zorlayan uygulamalarda artış olmuştur,
  • Ameliyat tercihlerinde hastanın ihtiyaç ve cerrahın deneyimi yerine performans puanı öne çıkmıştır,
  • Eğitim ve hizmet arasındaki denge hizmet lehine bozulmuştur,
  • Hizmet ağırlıklı çalışma nedeniyle eğitim ve araştırma hastaneleri 2. basamak standart devlet hizmet hastaneleri haline dönüşmektedir,
  • Kliniklerde ve klinikler arası mortalite toplantısı, seminer, konsey, olgu tartışması gibi eğitim etkinliklerinde azalma olmaktadır,
  • Yapılmayan bilimsel toplantı, ders gibi eğitim faaliyetlerini yapılmış gibi gösterme sözkonusu olmaktadır,
  • Asistan eğitimine yeterince özen gösterilmemesi, zamanı iyi kullanmak adına ameliyat vb. uygulamaların asistanlar yerine uzmanlar tarafından yapılması gözlenmektedir,
  • Branşlar arasında ortaya çıkan farklar suni bir önemli önemsiz ayrımına yol açmaktadır. (Ek 4)
 Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu tarafından 2009’da yayımlanan ve 1469 hekimin katıldığı bilimsel araştırmada ulaşılan sonuçlar, yukarıda belirtilen etkileri doğrulamaktadır.[2] Bu araştırmada da döner sermaye gelirlerinden performansa dayalı ödeme sisteminin;
  • Tetkik sayısını, 
  • Endikasyonsuz müdahaleleri,
  • Etik olmayan uygulamaları, 
  • Uygulama hatalarını arttırdığı,  
Verilen sağlık hizmetinin niteliğini, hasta başına düşen muayene süresini azalttığı belirtilmektedir.  Hekimler eğitim hastanelerinde;§  Beceri kazandırma eğitimine ayrılan sürenin,§  Hasta başı eğitim süresinin,§  Asistanların teorik eğitimine ayrılan sürenin, §  Sürekli tıp eğitimine katılma sıklığının,§  Literatür okumaya ayrılan sürenin azaldığını tespit etmektedir.Araştırmanın sonuçlarına göre döner sermaye gelirlerinden performansa dayalı ödeme sistemi uygulaması;
  • Dürüst çalışmayı,
  • Bilimsel araştırma yapmaya ilgiyi,
  • Topluma daha iyi hizmet verme olanağını olumsuz etkilemektedir.
“Tüm bu sonuçlar, etik değerlerden uzaklaşmış, hasta sağlığını ve mesleki bilgisini geliştirme çabasından çok, puan toplama kaygısına düşmüş, ekip ve dayanışma anlayışından uzaklaşmış, bireyci bir hekim tipi yaratma tehlikesi taşıdığını” göstermektedir.(Ek 5) Hekimin aylık aldığı ücretin arttırılmasının, üstelik normal ücretinin birkaç kat üzerine çıkarabileceği varsayılan ücretinin; baktığı hasta sayısı, yaptığı ameliyat, tetkik veya girişimlerden alacağı puan türüne göre belirlenmesi yukarıda da belirtildiği üzere sağlık hizmetini olumsuz etkileyecektir. Bu olumsuz etkilerin içinde hastaya ayrılan sürenin azalması, sağlık hizmetinde niteliğin değil niceliğin öne geçmesi, hastanın gereksinim duyduğu sağlık hizmetine ulaşamaması, yapılacak girişimlerin hastaya en uygun olana göre değil daha çok puan ve gelir sağlayana göre belirlenmesi gibi sonuçlar yer almaktadır.Anayasa Mahkemesi, sevk ettiği hasta sayısı belli bir oranı aşan “Aile Hekimi”nin ücretinde kesinti yapılmasına ilişkin hükmü “Anayasa'nın, 2., 5., 17. ve 56. maddeleriyle kişilere, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme ve hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürebilme hakkı tanınmış ve Devlete de, herkesin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları hazırlama, kişilerin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama görevi verilmiştir. Kişilerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirilebilmelerinin, mutlu ve huzurlu olabilmelerinin başlıca şartı, ihtiyaç duydukları anda sağlık hizmetlerine ulaşıp ihtiyaç duydukları oranda bu hizmetlerden yararlanabilmeleridir. Devlet için bir görev ve kişiler için de bir hak olan bu amacın gerçekleştirilmesinde, bu haktan yararlanmayı zorlaştırıcı ya da zayıflatıcı düzenlemeler Anayasa'ya aykırı düşer.” gerekçesi ile iptal etmiştir.[3] (Ek 6)Sağlık hizmeti sunumuna doğrudan bağlı bir ücret ödeme sistemi öncelikle yaşam hakkı, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ile devletin bu alandaki ödevlerine ilişkin Anayasal normları ihlal etmektedir. b) Sağlık hizmeti tüketimine ve döner sermaye gelirlerinin arttırılmasına dayalı ücretlendirme yöntemi, tıp ve tıpta uzmanlık eğitimi için zorunlu olan bilimsel özerklik ile bağdaşmamaktadır.Kanun’un 5. maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 58. maddesinde değişiklik yapılarak yükseköğretim kurumlarında döner sermaye işletmesi kurulması ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında uygulanan sisteme paralel olarak döner sermayeden personele katkısı oranında ek ödeme yapılması düzenlenmiştir. Döner sermaye işletmelerinin gelirlerinin ise işletme adına yapılan mal ve hizmet satışları ile diğer gelirlerden oluşacağı ifade edilmektedir.  Üniversite hastaneleri ise 2547 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin (j) bendine dayanılarak kurulan uygulama ve araştırma merkezleridir. Yasa’da bu merkezler yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim-öğretim, uygulama ve araştırmaların sürdürüldüğü bir yükseköğretim kurumu olarak tanımlanmaktadır.  Uygulama ve araştırma merkezlerinin kurulmasındaki temel amaç üniversitelerde verilen eğitim ve öğretim faaliyetlerini desteklemek, öğrencilerin eğitim-öğretim faaliyeti kapsamında uygulama yapmalarını sağlamaktır. Üniversite hastanelerinin temel amacı da tıp fakültesi öğrencileri ile uzmanlık eğitimi alan hekimlerin eğitimlerinin bir parçası olarak uygulama yapmalarıdır. Bu faaliyet kapsamında öğretim üyeleri ile onların gözetiminde öğrenciler tarafından sağlık hizmeti sunulmaktadır.  Nitekim maddenin gerekçesinde, üniversitelerin, üniversite dışına hizmet sunumunun teşvik edildiği ve böylece döner sermaye gelirlerinin arttırılmasının öngörüldüğü belirtilmiştir. Bunun için belirlenen sistemin de Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında uygulanan sisteme paralel olacağı ifade edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında uygulanan sistem 209 sayılı Yasa’da Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları İle Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Bu Kanun’un 5. maddesi ile personele yapılacak ek ödemenin personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar dikkate alınarak belirleneceği yukarıda ifade edilmiştir.  Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen Yasa maddesi ile yükseköğretim kurumlarının esas amaçları olan eğitim-öğretim faaliyetlerini ortadan kaldırarak üniversitelerin, bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olduklarını düzenleyen Anayasa’nın 130. maddesine aykırılık oluşturulmuştur. 130. maddenin gerekçesinde de, yasaya bırakılan konuların "bilimsel özerklik" ilkesi göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarında “bilimsel özerklik; siyasal çevrelerin, özellikle iktidarların ve ayrıca çeşitli baskı gruplarının, üniversite çalışmalarıyla öğretim ve eğitimini etki altında tutabilmeleri yolunu kapatmak ve bu faaliyetlerin bilimsel gerekler ve gereksinmelerden başka, herhangi bir dış etkiden uzak kalacak bir ortamda sürdürülmesini sağlamak”  olarak açıklanmıştır.[4]  Bilimsel özerklik kavramı, yargı içtihatları ve öğretide, bilimsel çalışmaların üniversite ortamında amacına uygun yürütülebilmesinin olmazsa olmaz koşulu olarak görülmekte ve kişi ve kurumların baskısı, yönlendirmesi olmadan sadece bilimsel ölçütler ve etik kurallar çerçevesinde eğitim, öğretim, araştırma ve yayın yapabilme olanaklarına sahip bulunmalarını da içinde barındırmaktadır. (Ek 7) Üniversitelerin bilimsel özerklik derecelerinin saptanmasında ise, üniversitelerde yürütülen eğitim, araştırma, yayın ve benzeri etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve icra edilmesi aşamalarında, yönetim yetkisinin ne oranda serbestçe kullanılabildiği ve bu konularla ilgili gerekli kararların üniversite yönetim organlarınca ne ölçüde serbestçe alınabildiği hususlarının belirleyici olduğu kabul edilmektedir. (Ek 8) Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları uyarınca “Anayasa’nın 130. maddesi, üniversite çalışmalarını, eğitim ve öğretimin her türlü dış etkiden uzak, bilimin gerektirdiği yansız ve baskısız bir ortam içinde yapılmasını sağlayacak biçimde düzenlenmiştir. Anayasa’da, üniversiteler konusunda yasama organını bağlayan ilkeler ve hükümler 130. maddede özel olarak belirtilmiştir. Bu ilkelere dayanarak kurulan ve Devlet yapısıyla bilim kuruluşları içinde yer alan üniversiteye, Devletin herhangi bir yönetim kademesinin, bu kurallarla bağdaşmayacak müdahaleler yapmasına ve böyle bir karışmaya olanak verecek yasal düzenlemelerde bulunulmasına yer yoktur...”  ‘Tam Gün uygulamasına tıp fakülteleri açısından bakıldığında en önemli nokta tam gün çalışmanın özünün,  öğretim üyelerinin başkaca (para vs) bir şey düşünmeksizin bütün varlıklarını eğitim, araştırma ve hizmete adamalarını sağlamasıdır. Bir başka deyişle tam gün çalışma niteliksel bir tutumdur. Bir değerler bütünüdür. Hizmet ve/veya üretimin artması için yapılan bir düzenleme değildir.’ Her ne kadar 2547 sayılı Yasa’nın 58. maddesinde yapılan değişiklikle ek ödeme miktarı belirlenirken bilimsel çalışma ve eğitim etkinliklerinin dikkate alınacağı belirtilmişse de bu hükümlerin, sunulan sağlık hizmeti gelirlerinden performansa dayalı ödeme sisteminin eğitim ve bilimsel araştırmalar üzerinde yaratacağı tahribatı önlemesi söz konusu değildir. Tıp ve dişhekimliği fakültelerinde öğretim üyesi olan hekimlerin, emeklerinin karşılığı olan bir ücret düzenlemesine gidilmeksizin bu öğretim üyelerinin daha fazla sağlık hizmeti sunması ve döner sermaye geliri elde etmesi üzerine kurulu ek ödeme sisteminin; eğitim öğretim faaliyetleri ile bilimsel araştırma ve çalışmalarının serbestçe belirlemesinin önüne geçeceği açıktır. İptali istenilen hükümler ile üniversite hastaneleri de performansa dayalı ödeme uygulaması ile sağlık hizmeti tüketimini kontrolsüz bir şekilde arttıran sisteme dahil edilmiştir. Varlık nedeni eğitim ve araştırma olan üniversite hastanelerinin yalnızca sağlık hizmeti bedellerinden oluşan döner sermaye gelirleri ile çalışır duruma getirilmesi üniversite döner sermayesine gelir getirici özelliği olmayan eğitim ve bilimsel çalışmaların geri plana itilmesine neden olacaktır. Daha önceki düzenlemelerde yer almazken döner sermayeden ek ödeme için tıp fakültesi öğretim üyeleri ve araştırma görevlilerinin gelir getiren görevlerde çalışıp çalışmama ölçütüne göre farklı tavan oranları belirlenmesi de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Kaldı ki hizmet açısından bakıldığında, üniversite hastanelerinin esas olarak hizmet miktarını arttırmaktan çok (hali hazırda ülkemizdeki sağlık hizmeti sunumunun % 20’si üniversite hastanelerinde yapılmaktadır) hizmet spektrumunu genişletme, nadir yapılan işleri yapabilme gibi niteliksel gelişmeye ihtiyacı vardır. Oysa getirilen düzenlemeler üniversite hastanelerini yalnızca hizmet niceliğini arttırmaya zorlayıcı niteliktedir. Bu durum bilimsel özerkliğin güvence altına alındığı Anayasa’nın 130. maddesine aykırıdır. Diğer yandan 5947 sayılı Yasa maddeleri döner sermaye gelirlerinde bir artış olanağı sağlamadan, giderlerin belirgin şekilde arttırılmasına neden olacak düzenlemeler içermektedir. Nöbet paralarının döner sermayeden ödenmesine yönelik düzenleme, part-time çalışan hekimlerin tam gün çalışmaya geçişleri ile birlikte mevcut döner sermaye gelirlerinin daha çok personele paylaştırılması, çalışan diğer personelin, araştırma görevlilerinin, idari personelin döner sermayeden alacakları ek ödeme oranlarının arttırılması vb. düzenlemeler giderleri artıracaktır. Mevcut oranları bile karşılayamayan döner sermaye işletmeleri Yasa’nın gerekçesinde belirtilen iyileştirmeleri gerçekleştirmekten uzaktır. c) Sağlık hizmeti tüketimine ve döner sermaye gelirlerinin arttırılmasına dayalı ücretlendirme yöntemi, sağlık hizmetinde kamu kaynaklarının tasarruflu kullanılması ilkesine de aykırıdır. Yukarıda değinildiği üzere, sağlık hizmeti tüketiminin arttırılması ile alınacak ücretin artışına olanak sağlayan uygulamalar; hastanın gereksinimi ile uyumlu olmayan tanı ve tedavilerin ile sağlık harcamalarının artış nedenleri içinde yer almaktadır.  Sağlık harcamaları 2004’de 16,8 Milyar TL iken 2 kat artarak 2008’de 32,1 Milyar TL’ye ulaşmıştır. 2007’de özel hastanelerin sisteme dahil edilmesi ile bu hastanelerin sağlık harcamalarından aldığı pay artmış, üniversite hastanelerinin payı ise azalmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu 2008 yılı sağlık harcamaları için 34 702 000 000 TL ayırmış, bunun %42’si (14 664 000 000 TL) ilaç giderleri için eczanelere, geriye kalan %58’in (19 332 000 000 TL nın) %55’i Sağlık Bakanlığı hastanelerine, %28’i özel hastanelere, %17’si de (3 286 000 000 TL) üniversite hastanelerine ayrılmış durumdadır.2004-2008 döneminde bütçeden ödenen ilaç harcamaları 7,8 Milyar TL’den 13 Milyar TL’ye çıkmıştır. Daha önemlisi toplam sağlık harcamaları içinde ilaç harcamalarının oranı 2008 itibarıyla % 45 civarında olup bu oran da 2000 yılına göre iki kat artmıştır. İlaç harcamalarındaki ve diğer tedavi edici sağlık hizmetlerindeki artışın bir nedeni hekim başına hasta başvuru sayısının 2,4’den 6,3’e çıkması ise de birinci ve ikinci basamak sağlık kurumlarında performansa (yapılan tıbbi işlem sayısına göre) dayalı ödeme sisteminin de sağlık harcamalarını arttıran nedenler arasında olduğu bilinmektedir. Bu durum Anayasa’nın 56. maddesinde yer alan “Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleme” yükümlülüğüne aykırıdır. d) Döner sermayeden performansa dayalı ücretlendirme yöntemi kamu personelinin ve çalışanların ücretlendirilmesi ve korunmasına ilişkin Anayasa normlarına aykırıdır.  Değiştirilen 4. fıkra ile personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödeme tutarının en yüksek hangi yüzdelik oranda olacağı düzenlenmiştir. Madde ile kamu sağlık kuruluşlarında çalışanların gelirleri ücretten çok daha yüksek oranda döner sermaye gelirlerinden performansa dayalı ek ödemeye bağlanmıştır.  Buna göre döner sermaye ödemesinin ilgili personelin bir ayda alacağı aylık, yan ödeme ve her türlü tazminat toplamın yüzde kaçını geçemeyeceği belirlenmiş, bunun dışında döner sermaye ödemesine yönelik tüm yetki yürütmeye bırakılmıştır.  Anayasa’nın 7. maddesinde; “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.” kuralı bulunmaktadır. Yasama yetkisi asli bir yetki olduğundan ve Türk hukukunda kanunla düzenleme alanı konu itibariyle sınırlandırılamadığından yasama organının dilediği alanı Anayasa ilkelerine uygun olmak koşuluyla düzenleme yetkisi bulunmaktadır.[5] Yasayla düzenlenmesi Anayasa’da öngörülen bir konuda yasama organının, “temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması” gerekir.[6]   (Ek 9 ) Bir başka deyişle yasama organı, sahibi olduğu yasama yetkisinin asli, devredilemez niteliğiyle birlikte yürütme ve idarenin türevsel, istisnai, sınırlı düzenleme yeteneğini dikkate almak suretiyle temel esaslarını düzenlediği konularda yürütme ve idareye düzenleme yetkisi tanıyabilir. Kamu görevlilerini ilgilendiren düzenlemeler söz konusu olduğunda, statünün yapıcı unsurlarının da kanunla düzenlenmesi gerekli olmaktadır.Yasa değişikliğini inceleyecek olduğumuzda personelin döner sermayeden elde edeceği gelirin idarenin inisiyatifine bırakılması, yalnızca yüzdelik üst baremin saptanması Anayasa Mahkemesi kararları ile örtüşmemektedir. Kaldı ki yürütme organına yetki tanırken de, “idarenin yargısal denetiminin etkinliğini engellemeyecek” objektif kuralların konulması zorunludur.[7]  Bu nedenle 5947 sayılı Üniversite Ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile değiştirilen 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5. maddesinin 4.fıkrası idareye tanıdığı yetki nedeni ile başta Anayasa’nın 7. maddesine aykırıdır.  Bununla birlikte Yasa’da yer alması gereken temel esas ve hükümler düzenlenecek konuya göre değişiklik de göstermektedir. Yüksek güvenceli bir çalışma statüsünü oluşturan memur ya da kamu görevlilerini ilgilendiren yasal düzenlemelerde statünün yapıcı unsurlarının Kanun’la belirlenme zorunluluğu daha da önem taşımakta, Anayasanın 128. maddesinin 2.fıkrası da bu savı doğrulamaktadır.  Anayasa Mahkemesi'nin kamu personeline ilişkin 28.9.1988 günlü kararında "…Bilindiği üzere, kamu görevlileri ile kamu yönetimleri arasındaki hizmet ilişkileri kural tasarruflarla düzenlenmektedir. Kamu personeli, belirli bir statüde, nesnel kurallara göre hizmet yürütmekte, o statünün sağladığı aylık, ücret, atanma, yükselme ve nakil gibi kimi öznel haklara sahip olmaktadır.”[8] denilmiştir.  Öğretide ise “statü rejimi personelin kariyere dayalı liyakat sistemi temelinde yaşam boyu mesleğini sürdürmesini sağlayan yüksek güvenceli çalışma düzeni olarak” tanımlanmıştır.”[9] “Kariyer sisteminde ücreti belirleyen unsur, görevin konumudur. Kişiye yapılan ödeme kişinin performansına değil mevkiine yapılmaktadır. Ödemeler işin karşılığı değil, rütbeye yakışır bir hayat sürme aracıdır. “[10] Bu bağlamda döner sermayelerden yapılacak ödemelerin mali ölçekli özlük haklarını doğrudan etkileyen bir nitelik ve belirleyicilik kazanması kamu personel rejimi ile uyumlu değildir. Öyle ki ek ödemelerin maaş ödemesinden birkaç kat fazla olabileceğinin öngörülmesi ek ödemenin asli, maaşın ise tali bir ödeme biçimi haline geldiğinin somut göstergedir.  Bilançosunda borcu görünen döner sermaye işletmelerinden personele ek ödeme yapılamayacak olması, devlet hastanelerinin döner sermaye gelirlerinin siyasi iktidar tarafından silinebilmesi, döner sermaye gelirlerinin azalması halinde ek ödemelerde azalma olması, bütçe yılı sonunda döner sermaye fazlalılığının Hazineye gelir olarak kaydedilmesi, döner sermaye gelirlerini artıran bir düzenleme yokken döner sermayeye dayalı giderlerin artırılması gibi unsurlar bütün olarak düşünüldüğünde döner sermaye ödemesinin, oluşturulan sistemde esas belirleyici hale getirilmesi Anayasanın 128. maddesinin 2. fıkrasına aykırılık oluşturmaktadır.  Diğer yandan Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli personele döner sermaye gelirlerinden yapılacak ek ödeme performansa göre şekillenmektedir. Bu sistemde hastanelerde yapılmakta olan 5200 işlemin bağıl değerleri belirlenerek puanlandırılmış, hekimlerin yaptığı işlemlere karşılık ortaya çıkan puan üzerinden ödeme yapılmaktadır. Bir başka ifadeyle Sağlık Bakanlığı hastanelerinde öteden beri uygulanan döner sermaye ve eski SSK Hastanelerinde uygulanan ek ödeme uygulamalarından farklı olarak, kişilerin performansları “ödüllendirilmekte” ve böylece hekimler birbirinden tamamıyla farklı miktarlarda ek ödeme almaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından bu sistem, çalışanın/performans gösterenin ödüllendirilmesi olarak sunulmaktadır. Bu sistemde özetle; hekimlerin, yaptıkları her işlem idarenin ilan ettiği çizelgede belirtilen puanlamaya göre ayrı ayrı hesap edilmekte ve bir puan toplamına ulaşılmaktadır. Ayrıca hekimin çalıştığı klinik puanı bulunmakta, bu puanlara aktif çalışılan gün sayısı, kadro unvan katsayısı, hastane toplam puanı gibi bir dizi puanlama hesabı da dahil edilmekte ve sonuç olarak net performans puanına ulaşılmaktadır.  Ancak bu sistemde bir hekimin, liyakatı, deneyimi gibi kriterler belirleyici değildir. Yine bu sistemde farklı uzmanlık dallarında hizmet veren hekimlerin yerine getirdikleri görevler arasında, adeta önemli-önemsiz ayrımı yapılarak farklı puanlamalar getirildiğinden, artık tüm uzman hekimlere eşit ve aynı uygulanan bir sistem de söz konusu değildir. Örneğin Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2008 yılında göğüs cerrahisi, enfeksiyon hastalıkları uzman hekimlerinin ek ödeme ortalaması net 3750-4000 TL iken ortopedi ve travmatoloji, radyoloji, kardiyoloji, kulak-burun-boğaz hastalıkları ve göz hastalıkları uzmanı hekimlerinin 4500-5000 TL arasındadır. Üstelik aynı uzmanlık unvanına sahip ve aynı iş yapan hekimler de sırf farklı hastanelerde oldukları için farklı ücret almaktadır. Her sağlık kurumunda ve her uzmanlık alanında farklı ödemeler, eşitsizlik ve çatışma ortamı yaratmaktadır.  Kamu personel rejiminin ana dayanaklarına aykırı olan bu sistem, Anayasa’nın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesini,  ücrette adalet sağlanması başlıklı 55. maddesini ihlal etmektedir. Anayasanın 55. maddesi çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri almakla devleti yükümlü tutmakta ve 176. maddesinde Anayasa metnine dahil olduğu vurgulanan Başlangıç kısmının 8. fıkrasında "Her Türk vatandaşının .... onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu ...."na işaret edilmektedir. Maaşın esnek bir ödeme sistemine tabi kılınması ise yüksek güvenceli çalışma statüsünün ortadan kaldırılması anlamı taşımaktadır. Nitekim maaş, kamu hizmeti görmek üzere belli bir kadroya atanmış kişiye, hizmetleri (emekleri) karşılığında yasayla belirlenmiş koşullarda ve zaman dilimlerinde yasada o kadro için öngörülmüş olan ve memurun bulunduğu dereceye göre kesinleşen miktarda yapılan ödemedir. Sağlık personelinin ürettiği performans sonucunda döner sermayeden almış olduğu para da bu itibarla maaş niteliğindedir. Sağlık hizmetlerinin sağlık hakkını sağlayacak biçimde düzenlenmesi ve bu kapsamda tüm hekimlere emeklerine paralel, düzenliliği ve sürekliliği olan bir şekilde ücret verilmesini sağlamayarak hekimler arasında farklılık yaratmak ve de esnek bir modele dayalı ödeme rejimi öngörmek ücrette adaletin sağlanması başlıklı Anayasanın 55. maddesine aykırıdır.  Anayasa’nın 2. maddesinde ise "Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğu"na işaret edilmekte ve bu ilke ile Devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına uyması ve çalışan, çalıştığı halde karşılığını yeterince alamayan ve mutlu bir yaşantıya kavuşamayan kişilere yardımcı olmasının amaçlandığı, Anayasa Mahkemesi’nin pek çok kararında vurgulanmış bulunmaktadır. Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan "sosyal devlet" ilkesini yaşama geçirmenin, kişilerin maddi ve manevi varlıklarını serbestçe geliştirebilecekleri bir ortamın maddi koşullarını yaratmak suretiyle bireysel ve toplumsal huzuru ve kalkınmayı sağlama gereğinden kaynaklandığına kuşku bulunmamaktadır. Döner sermaye gelir ve giderine göre belirlenen, değişken, öngörülebilir olmayan bir ödeme biçimini kamu görevlilerinin temel geliri haline getirmek sosyal devlet ilkesine aykırıdır.  Bu nedenlerle 5947 sayılı Üniversite Ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile değiştirilen 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanunun 5. maddesinin 4.fıkrası ile 5. maddesi ile değiştirilen 2547 sayılı Yasa’nın 58. maddesi Anayasa’nın 2,7,10, 49, 55 ve 128. maddelerine aykırıdır.  3. Mesai saatleri dışında fazla çalışmaya ilişkin Yasa hükümlerinde, hekimlerin fazla çalıştırılma süresine üst sınır getirilmeyerek dinlenme hakkı ihlal edilmekte, hastaların sağlıkları riske atılarak yaşam ve sağlık hakkına ilişkin Anayasa normlarına uyulmamaktadır. 5947 Sayılı Üniversitelere ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. maddesi ile değiştirilen 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 4.fıkrasında ve 5. madde ile değiştirilen 2547 sayılı Yasa’nın 58. maddesinin (c) fıkrasının 2. bendinin ikinci paragrafında hekimlerin mesai saatleri dışında gelir getirici çalışmalarından doğan katkılarına karşılık olarak ayrıca ek ödeme yapılacağına yer verilmiştir.   Bu maddenin yanı sıra 657 sayılı Yasa’nın Ek 33. maddesini değiştiren 10. maddede sağlık kurum ve kuruluşları ile üniversite hastanelerinde çalışan hekim ve tüm sağlık personeli ile diğer çalışanların tümünün haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti ile diğer tüm nöbetlerine göstergede belirtilen ölçüde döner sermayeden karşılanmak üzere nöbet ücretinin verilmesi düzenlenmektedir.  Nöbetlerin ücretlendirilmesi olumlu olmakla birlikte performansa dayalı ek ödeme yöntemi ile hekimi mesai dışı çalıştırarak ücretini arttırmaya yöneltmektedir. Bu haliyle hekimler normal mesainin çok üzerinde uzun saatler çalışmak durumunda kalacaktır. Uykusuz, yorgun hekimin dikkatinin azalacağı, hata yapma riskinin artacağı açıktır. Bu durumdan hem toplum sağlığı zarar görmekte hem de hekimler dinlenme hakkından yoksun kalmaktadır. Bu nedenle ilgili Yasa maddelerinde çalışma süresine üst sınır getirilmemesi, hekimlerin dinlenme süresi olmaksızın bir çalışma modelinde hizmet üretmelerine yol açacaktır. Oysaki; §  Anayasa’nın 17. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”§  Anayasa’nın 50. maddesinin 3. fıkrasına göre dinlenmek “çalışan herkesin hakkıdır.”  Nitekim 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesine göre işçiler 45 saatlik haftalık çalışma süresine tabidirler. İşçilerin fazla çalışmaları günde üç saati geçemeyeceği gibi bütün bir yıl boyunca fazla çalışmalarının toplamının da 270 saati aşamayacağı Kanunla açıkça düzenlenmiştir. Öte yandan gece çalışmaları ile ilgili olarak çalışma süreleri daha da azaltılmıştır.  §  ILO’nun 1935 tarih ve 47 nolu sözleşmesinde çalışanların haftalık çalışma süresi 40 saat[11] olarak belirlenmiştir,§  1977 tarihli ve 149 sayılı Sağlık Çalışanları Sözleşmesi’nde sağlık çalışanları açısından haftalık çalışma saatinin 40 saat olarak kabulü zorunludur,§  Avrupa Birliği Parlamentosu’nun üye ülkeler açısından bağlayıcı ve zorunlu olan 1993 tarih ve 104/EC ve 2003 tarih ve 88/EC sayılı direktiflerine göre, hekimlerin günlük çalışma süresi zorunlu durumlarda 10 saat olmak üzere 8 saat olup bu süre haftalık 40 saati aşmayacaktır. 10 saatlik günlük çalışma süresi belirlenmesi durumunda dahi bu sürenin yılda en az 24 hafta ortalama 8 saatlik çalışma süresi şeklinde tutturulması zorunludur.  §  Avrupa Birliği Mahkemesi’nin 03.10.2000 tarihli SİMAP ve 09.09.2003 tarihli JAGLER kararında, hekimlerin nöbetler dahil haftalık çalışma sürelerinin en çok 48 saat olabileceği belirtilmiştir.[12] Hekimlerin her 8 veya 10 saatlik çalışma periyotları arasında en az 11 saatlik dinlenme süreleri bulunacaktır. §  Ağırlıkla hemşire ve yardımcı sağlık elemanlarının durumlarına ilişkin hükümler içermekle birlikte, 1977 tarihli ve 149 sayılı Sağlık Çalışanları Sözleşmesi’nin 6. maddesine göre sağlık çalışanları diğer izinlerinin yanında “çalışma saatleri, fazla mesailerinin düzenlenmesi, fazla mesaiye ilişkin alınan ek ücret ve haftalık dinlenme” hakları bakımından en az sözleşmeyi imzalayan imzacı ülkelerdeki diğer işçilere eşdeğer şartlardan yararlanacaktır.  Uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ayrıntıya da girerek çalışma süreleri ile izin ve dinlenme haklarını bir bütün olarak ele almış, süreleri belirlerken dinlenme ve izin hakkının zedelenmemesini amaçlamış, her 24 saatlik dilimde kişiye 11 saatlik kesintisiz dinlenme süresinin verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Yasa maddelerinde bu üst sınırlar ve dinlenme hakkına ilişkin ifadelerin yer alması Anayasa’nın 17 ve 50.maddelerinin gereğidir. Anayasa’nın öngördüğü, düzenlenmesini zorunlu kıldığı bir konudaki boşluk, aykırılık oluşturan bir eksiklik sayılarak iptal nedeni yapılmakla birlikte, yasakoyucunun anayasal ilkelere aykırı düşmeyen kimi durumlar ve kimileri için, kimi nedenlerle, kimi düzenlemelere yer vermemesi eksikliği, iptal nedeni kabul edilemez.[13]  Bu bağlamda Anayasa’nın öngördüğü hakların ilgili Yasa maddelerinde yer almaması yasa koyucu takdiri olarak değerlendirilemez. Yaratılan boşluk Anayasal hakların yok sayılmasına neden olacağından ve kamu görevlilerini ilgilendiren düzenlemeler söz konusu olduğunda, statünün yapıcı unsurlarının da kanunla düzenlenmesi gerektiği Anayasa’nın 128. maddesinde yer aldığından çalışma süresine üst sınır getirilmemesi ve dinlenme hakkına açıkça yer verilmemesinin Anayasa aykırılık oluşturduğu açıktır. Diğer yandan aşırı çalışma süreleri ve beraberinde mesai saatlerindeki düzensizliğin, hekimlerde bireysel olarak uyku düzensizliği, yemek alışkanlıklarında değişme, aile ve sosyal yaşam üzerinde rahatsız edici etkiler gibi olumsuzlukların ortaya çıkmasına yol açtığı bilim çevrelerinde yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Keza aşırı çalışma saatleri ve kesintisiz çalışma; sağlık hizmetlerinin sunum ve kalitesini olumsuz etkilerken beraberinde, hizmeti sunan kişinin kendine ayıracağı zaman ve enerjinin de kısıtlamasına yol açmaktadır. Tüm bu olumsuz etkilerin tıbbi uygulamalara hastaların zarar görmesi ve mesleki hataların gerçekleşmesi şeklinde yansıyacağı açıktır.  Ayrıca uzun çalışma süreleri ve dolayısıyla meslek dışı boş zamanların kısıtlanması, hekimlerin kişisel gereksinimlerini doyurmasını engelleyecek, mesleki anlamda kendini yetiştirmesi ve araştırmalara zaman ayırması gibi mesleki yükümlülük ve hakların da önüne geçecektir. Hastalarla geçirilen uzun çalışma süreleri kısa vadede o hastaya yarar sağlar gibi görünürken; geleceğe dönük olumlu sonuçlar yaratabilecek araştırmaların ertelenmesine ve güncel gelişmelerin takip edilememesine yol açmaktadır.
  
 
< Önceki   Sonraki >
DUYURULAR

 

 

 

TEBLİĞİ


26.08.2010 tarih27684 sayılı Resmi Gazetede Maliye Bakanlığı’ndan Aile Hekimliği ile ilgili Gelir Vergisi Tebliği yayınlandı.

TEBLİĞİ:

Devamını oku...
 

  

ÖĞRENİM BURSU

 Sayın Meslektaşımız;
 1) Tabip Odamıza her öğrenim yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültemizde okumakta olan öğrencilerimizden öğrenim bursu talebi ile başvurular olmaktadır.

Devamını oku...
 
 

ARAŞTIRMA

Hekim emeğinin giderek ucuzlatıldığı, güvencesiz çalışma biçimlerinin her geçen gün farklı biçimlerde gündemimize girdiği, hekimlerin gün geçtikçe daha uzun süreler çalışmaya zorlandığı, artan iş yükü ve çalışma saatleri sonucunda hekimlerin hata yapma olasılıklarının arttığı bir süreçte, hekimlerin çalışma koşulları, çalışma süreleri, işgücü ve iş yüküne ilişkin durumlarını değerlendirmek amacıyla, TTB tarafından  bir araştırma planlanmıştır ve üyelerimize duyurulması istenmiştir.
Söz konusu araştırmaya
linkinden ulaşabilirsiniz.
LİNK
Saygılarımızla,
Antalya Tabip Odası

 
 

TAMGÜN YASASI

Tam gün yasasının yürürlüğe girmesiyle İşyeri Hekimliğine olan etkilerine dair Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu tarafından merak edilen sorularla ilgili yanıtlara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz..
LİNK:

Dostluk ve Sevgilerimizle,
Antalya Tabip Odası

 

 

EMEKLİ İKRAMİYELERİ

Sayın Meslektaşımız,
Çeşitli nedenlerle devlet memuriyetinden istifa edip, ayrılanlar yıllar sonra başka bir kurumdan örneğin Bağkur veya SSK’dan emekli olduklarında memuriyette geçen süreleriyle ilgili emekli ikramiyelerini de alabileceklerdir.

Devamını oku...
 

 

Sayın Meslektaşımız,
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı’nca düzenlenen “İlk yardım Eğitici Eğitimi” kurs tarihleri; 23-25 Temmuz 2010 ve 24-26 Eylül 2010 olarak belirlenmiştir

Devamını oku...
 
 

Türk Tabipleri Birliği’nin; hekim emeğinin giderek ucuzlatıldığı, güvencesiz çalışma biçimlerinin her geçen gün farklı biçimlerde gündeme girdiği, hekimlerin gün geçtikçe daha uzun süreler çalışmaya zorlandığı artan iş yükü ve çalışma saatleri sonucunda hekimlerin hata yapma olasılıklarının arttığı bir süreçte, hekimlerin çalışma koşulları, çalışma süreleri, işgücü ve iş yüküne ilişkin durumları değerlendirmek amacıyla planladığı araştırmaya http://www.info.dr.tr/OG2010 linkinden ulaşabilirsiniz
 

 

 

Sayın Meslektaşımız,
Türk Tabipleri Birliği’nce hazırlanan “Üretmek ve Üremek Gelecek Kuşakları Tehdit Eden Çalışma” ve “Türk Tabipleri Birliği Etik Bildirgeleri” adlı yayınlar odamızda mevcuttur.Antalya Tabip Odası

Devamını oku...
 
 

Türk Tabipleri Birliğinin 28-05-2010 tarih ve 775/2010 sayılı yazısıyla başkanlığımıza gönderilen İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmeliğin bir kısım hükümlerinin yürütülmesinin durdurulması konulu yazısı aşağıdadır.
 

Devamını oku...
 

 

Ulusal Hidatidoloji Kongresi 22-25 Eylül 2010 tarihlerinde Antakya’da gerçekleştirilecektir. Detaylı bilgiye http://hydatid.med.ege.edu.tr/ linkinden ulaşabilirsiniz.
Tüm meslektaşlarımızın bilgilerine saygılarımızla sunarız.

 

 

 6. Uluslar arası katılımlı Akupunktur Kongresi 23-26 Eylül 2010 tarihlerinde Acapulco Resort-Convention-SPA Girne/KKTC’nde düzenlenecektir.

 

Devamını oku...
 

   

Altınokta Körler Derneği evlerde ve işyerlerinde okunmuş ansiklopedi, gazete, roman, dergi v.s. atıkların geri dönüşümü ve kullanımı için toplama kampanyası başlatmıştır.
Kampanyaya katılmak ve destek olmak isteyen meslektaşlarımız 05055359621 nolu telefondan Ahmet Memiş beyle irtibat kurabilecekleri gibi Elmalı Mah. 25. Sk. 1. Kırıcı Apt. No:1/1 adresine de bizzat teslim edebilirler.

 

 

 

 01 Ocak-31 Aralık 2010 tarihleri arasında ilimizde uygulanacak Türk Tabipleri Birliği Asgari Ücret Katsayısı 3.25 olarak belirlenmiştir.

 

 

 

 

 İŞYERİ HEKİMLİĞİ KURSLARI

2010 yaz aylarında yeterli katılım sağlandığı takdirde Türk Tabipleri Birliği ve Üniversitelerle ortaklaşa olarak İşyeri Hekimliği Temel Eğitim Kursu düzenlenmesi planlanmaktadır. 

 

Devamını oku...
 

 

 


2009 - 2010 YILI
ANTALYA TABİP ODASI
SÜREKLİ TIP EĞİTİM PROGRAMI

Tıklayınız
 

 
 Sayın Meslektaşlarımız,

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan öğrencilerimize iletilmek üzere; varsa kulanmadığınız Anatomi Atlaslarınızı Odamıza bırakmanızı dileriz.

Dostluk ve sevgilerimizle,

Antalya Tabip Odası

 
 
KÖŞE YAZILARI
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------