| 8 MART |
|
Değerli Meslektaşlarım; Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kadın Hareketinin dünyada kabul görüp ivme kazandığı günlerden bu yana kadınlar epeyce kazanımlar elde etmiş olmasına rağmen; hem bütün coğrafyalarda aynı oranda hayata geçmediği, hem de daha alınacak çok yol bulunduğu görülmektedir. Ülkemizdeki duruma bakacak olursak; cumhuriyetin ilk yıllarında kadınların toplumun her kesiminde, her meslek grubunda erkeklerle yan yana olması bir devlet politikası olarak benimsenmiş ve kadınlarımız bunun için teşvik edilmiştir. Henüz pozitif ayrımcılık kavramı dünyada tanımlanmamışken ülkemizde uygulanabilmiştir. Aynı zamanda toplumun bütün katmanlarına yayabilmek amacıyla eğitim seferberliği başlatılmıştır. Tabii ki bütün bunların toplum tarafından benimsenmesi ve içselleştirilmesi için zamana gerek vardı. Yine de o günden bu yana toplum, çok büyük değişimler geçirdi ve kadın haklarındaki kazanımlar giderek arttı.
Ancak daha çok yol alınması gerekirken; kadınların okur-yazarlık oranı hala erkeklere göre çok düşük, aile içi şiddet gerektiği oranda hassasiyet ve ciddiyetle ele alınmamakta ve henüz kanayan toplumsal bir yaramız olan namus cinayetlerinin de önüne geçilememiştir. Bunun en önemli sebebi; Cumhuriyetin ilk yıllarında kadın sorununa gösterilen hassasiyetin daha sonraki dönemlerde siyasilerin ve aydınların toplumun ilerlemesinin ancak kadının bu aşağı konumundan çıkması ile gerçekleşeceğinin kavrayamayışı ve cumhuriyet devriminin kesintiye uğratılması nedeniyle devam ettirilememiş olmasıdır. Bunun yanında kadının toplumdaki konumunun devamı bazı kesimlerin işine gelmekte; yıllardan beri kadının giyimi kuşamı üzerinden politikalar üretilmekte, gerginlikler tırmandırılmakta ve ülkemizin gerçek gündemi ve sorunları hasıraltı edilmektedir. Toplumun kadınla ilgili ahlaki değerleri!!! ( ki bu değerler kadın için ayrı erkek için ayrı işlemektedir) ve önyargıları üzerinden politika üretmek en kolayıdır. Ancak bu ahlaki değerler ve önyargılar beslendiği sürece kadın hakları sekteye uğrayacaktır. Kadın sorunu bazılarının iddia ettiği gibi bir sınıf sorunu değil; sınıflar üstü bir sorundur. Her sınıftan kadın kendi sınıfındaki erkekten daha aşağı konumdadır. Kendine emek harcamış, topluma artı değerler kazandırmış bir kadın sokakta yada kamusal alanda aynı değerleri üretmemiş bir erkek tarafından aşağılanabilmekte, sadece erkek olarak dünyaya gelmiş olmasının kadına karşı üstünlük sağladığını düşünebilmekte ve maalesef toplum da bunu beslemektedir. Ayrıca bir kadına hakkının verilmesi neden toplumun onayladığı davranışları yapmasından geçmektedir. İllaki emekçi yada anne olması yada kurtuluş savaşında sırtında mermi mi taşıması gerekmektedir? Bütün bunların ışığında kadın sorunu yeniden ele alınmalı ve yeniden bir devlet politikası haline getirilmelidir. Toplumdaki kadına ait önyargı ve çifte standartlar yok edilmesi için çaba sarf edilmelidir. Kadının ve erkeğin ekonomik, sosyal ve kültürel olarak eşit olduğu, önyargısız bir toplum dileğiyle. Antalya Tabip Odası |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|














