Kabul etmiyoruz


Antalya Tabip Odası’nın çağrısı ile Attalos Meydanında önünde bir araya gelen hekimler ve Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri “Barış Yargılanamaz. TTB Onurumuzdur “ temalı bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” dedikleri için Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyeleri hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan verdiği hapis cezası, Antalya’da düzenlenen bir basın açıklamasıyla protesto edildi.

“Barış Yargılanamaz. TTB Onurumuzdur” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık “TTB Onurumuzdur, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganları atıldı. Açıklamaya çok sayıda hekimin yanısıra aralarında KESK Merkez Yöneticilerinin de olduğu bir çok meslek odası, sendika, dernek ve siyasi parti temsilcisi destek verdi.

FOTOĞRAFLAR İÇİN BU LİNKİ TIKLAYINIZ

Basın açıklamasını okuyan Antalya Tabip Odası Başkanı Prof.Dr.Nursel Şahin,” Meslek örgütümüz olarak TTB’nin halk sağlığını ve mesleki değerlerimizi korumakla görevli olduğunu Antalya Tabip Odası ve destek veren tüm dostlarla birlikte bir kez de biz anımsatıyor, tüm bu gerçeklerin mahkeme kararları ile değiştirilebilmesinin ise olanaksız olduğunu belirtiyoruz.” dedi.

Bu davada TTB ile birlikte biliminde yargılandığını ve cezalandırıldığını vurgulayan Prof.Dr.Nursel Şahin, “TTB yöneticilerine verilen, açıkça hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz, Dünya Tabipler Birliği, Avrupalı Hekimler Daimi Komitesi gibi uluslararası alanda da kınanarak ülkemizi itibarsızlaştıran cezayı kabul etmiyoruz ve üst mahkeme tarafından kaldırılacağının umudunu taşıyoruz. Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu bir kez daha yineliyoruz.” şeklinde konuştu.

Prof.Dr.Nursel Şahin’in açıklamasından sonra KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz ve SES Genel Sekreteri Dr.Pınar İçel yaptıkları kısa konuşmalarında dayanışma duygularını belirttiler.

BARIŞ YARGILANAMAZ

Değerli Basın Emekçileri,

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 2016-2018 dönemi Merkez Konseyi üyeleri toplumları ve ülkeleri uyarma ödevini yerine getirmek amacıyla gerçekleştirdiği “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklaması nedeniyle yargılandılar. Ankara 32 Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 3 Mayıs 2019 tarihindeki karar duruşmasında 11 Merkez Konseyi üyesi meslektaşımızın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” suçu nedeniyle 20’şer ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Dr Hande Arpat’ın ise bazı sosyal medya paylaşımları nedeniyle ayrıca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.

Her türlü bilimsel ve teknolojik değişimlere karşın mesleğimizin en temel amacı ayrım gözetmeksizin yaşam ve sağlık hakkının korunmasıdır. Hekimliğin amacı, hekimlerin görevi Olan ve Anayasamız tarafından da kabul edilmiş bu hakların sağlanması ödevi ise Devlet’e verilmiştir. Savaş ve çatışma ortamları bu hakların korunması açısından kritik süreçlerdir.

Bunun yanında hekimlik mesleğinin evrensel ilkelerinden bir diğeri de her koşulda mesleğin değerlerinin korunması ve gündelik politikaların aracı haline getirilmemesidir. Dünya Tabipler Birliği’nin ‘Silahlı Çatışmalarla İlgili Tutum Belgesi’nde “Hekimler ve ulusal tabip birlikleri savaşın insani açıdan yol açacağı sonuçlar konusunda hükümetleri ve devlet dışı aktörleri uyarmalıdır” ifadesiyle evrensel ilke olarak belirttiği gibi kriz dönemlerinde hekimlik değerlerimizi yüksek sesle haykırıp tutum almak mesleki sorumluluğumuz ve ödevimizdir.

Dünya Tabipler Birliği aynı tutum belgesinde “Silahlı çatışma, kişilerin ve toplulukların sağlığına olduğu kadar sağlık tesisleri, konut, içme suyu şebekeleri ve kanalizasyon dâhil kritik altyapılara da zarar verir. Ayrıca çevresel bozulmaya yol açar. Kritik önem taşıyan altyapının bu şekilde tahribi malnütrisyonla birlikte örneğin kolera ve tifüs gibi suyla geçen enfeksiyon hastalıklarına neden olabilir. Savaş hali aynı zamanda fabrikalar ve üretim merkezleri, tarım dahil olmak üzere çalışma yaşamıyla ilgili altyapıyı da tahrip eder.” diyerek savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu açıklıkla ortaya koymaktadır.

Halk sağlığını korumaya çalışmak ödevi 6023 sayılı kanun ile TTB’ye yasal olarak da verilmiştir.

Görüldüğü gibi “Savaş, bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı açıklama mesleki değerlerin, etikilkelerin, yaşam ve sağlık hakkının, bilimsel gerçeklerin sahip çıkılması ve yasaların TTB’ye verdiği ödevin yerine getirilmesidir. TTB tarihi böylesi ödevlerin yerine getirildiği örneklerle doludur ve depremlerde, iş cinayetlerinde, maden facialarında, salgınlarda, Gezi direnişinde, idam cezasına karşın yaşamı savunmada hep halk sağlığını koruma yönünde tutum alarak biat etmeyi değil mesleğin etik ilkelerine sahip çıkmayı, gerçekleri dile getirmeyi tercih etmiştir.

Meslek örgütümüz olarak TTB’nin halk sağlığını ve mesleki değerlerimizi korumakla görevli olduğunu Antalya Tabip Odası ve destek veren tüm dostlarla birlikte bir kez de biz anımsatıyor, tüm bu gerçeklerin mahkeme kararları ile değiştirilebilmesinin ise olanaksız olduğunu belirtiyoruz. Bu davada TTB ile birlikte bilimde yargılanmış ve cezalandırılmıştır. TTB yöneticilerine verilen, açıkça hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz, Dünya Tabipler Birliği, Avrupalı Hekimler Daimi Komitesi gibi uluslararası alanda da kınanarak ülkemizi itibarsızlaştıran cezayı kabul etmiyoruz ve üst mahkeme tarafından kaldırılacağının umudunu taşıyoruz. Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu bir kez daha yineliyoruz.

TTB Merkez Konseyi Üyeleri Yalnız Değildir.
TTB Onurumuzdur.

Antalya Tabip Odası

Yönetim Kurulu


Yazdır   e-Posta