0242 237 50 75

Doğal Afet Değil Cinayet

webhaber1

Değerli Meslektaşlarımız;

Bundan tam bir yıl önce kaybettiğimiz canlarımızla yüreğimiz yakan 6 Şubat depremlerinin yani acının yıldönümü nedeniyle bileşeni olduğumuz Antalya Emek ve Demokrasi Güçlerinin gerçekleştirdiği basın açıklaması 06 Şubat 2024 günü Attolos Meydanında gerçekleştirildi. Emek ve Demokrasi Güçlerini oluşturan kurumların temsilcilerinin ve Antalya’da yaşamına devam etmekte olan depremzedelerin yer aldığı basın açıklamasına vatandaşlar da katıldı.

Basın açıklaması 6 Şubat depremlerinde yitirdiklerimizin anısına saygı duruşu ile başladı. Daha sonra depremzede bir vatandaşımız, deprem anı ve sonrasına dair duygularını dile getirdiği bir konuşma yaptı. Konuşmasında depremzede olarak iktidar tarafından unutulmuşluklarının, ayrımcılığa uğrayışlarının kendilerini bir kez daha yıktığını dile getirdi.

Daha sonra Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına ortak basın açıklaması KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İlhan Karakurt tarafından okundu. Açıklamada İlhan Karakurt bir yıl önce yaşadığımız yıkımın sebebinin ne tek başına deprem ne de binalar olmadığını, bu büyük yıkımın tek sorumluluğunun sadece kâr hırsıyla başı dönen, yaşadığı her karışı ranta çevirmeye çalışan müteahhitlere de yıkılamayacağını asıl sorumlunun bu hırsı besleyen, siyasi iktidarın kendisi olduğunu dile getirdi. Son olarak “Bu bozuk düzende sağlam çark olmayacağını bilerek İnsana, emeğe, doğaya ve tüm canlılara düşman bu bozuk düzene, köhne sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizler ise depremzede kardeşlerimizle 6 Şubat depreminin ilk gününden itibaren başlattığımız dayanışmamızı büyütmeye, acılarımızı paylaşmaya, yaralarımızı hep birlikte sarmaya devam edeceğiz.” sözleriyle basın açıklaması tamamlandı.

Basın açıklaması sonrasında Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenlerinden duygularını ifade etmek isteyenler söz aldı. TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Nursel Şahin de söz alarak depremle birlikte ayakta kalması gereken sağlık kurumlarının bilimsel gerçekler göz ardı edildiği için yıkılarak en çok gereksinim duyulan anda sağlık hizmeti veremez duruma geldiğini, deprem sonrası sağlık hizmeti örgütlenmesinin hızla gerçekleştirilemediğini, ülkedeki sağlık politikalarının sınıfta kaldığını belirterek “unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok” diyerek sözlerini tamamladı.

Antalya Tabip Odası

 

Basın Açıklaması Tam Metni:

Değerli Dostlar,

Takvimler bugün 6 şubatı, bir yıl önce hepimizi yasa boğan bir acıyı gösteriyor.

Ne yazık ki yaşadığımız bu coğrafyanın tarihi her zaman acıların, yıkımların, felaketlerin tarihi oldu. Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak çok acı gördük. Çokça çile çektik.

Yeri geldi, felaketin adı Erzurum Horasan oldu. Yeri geldi Erzincan oldu.

Yeri geldi, yıkımın adı Muş Varto oldu, Bingöl oldu.

Yeri geldi acının adı Elâzığ, Lice, Gediz oldu. Yeri geldi gözyaşlarımız Dinar, İzmir, Kocaeli, Adapazarı, İstanbul, Ağrı, Denizli için aktı.

Acının merkez üssü; 1999’da Gölcük ve Düzce, 2003’te Bingöl, 2011’de Van, 2020’de İzmir Seferihisar oldu.

Bundan bir yıl önce, 6 Şubat 2023 ise hepimizin yüreğine kordan bir ateş düştü.

Sadece Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis, Elâzığ ve Diyarbakır değil, hepimiz derin bir acıyla sarsıldık, yıkıldık.

Şaibeli resmi rakamlara göre 53 binin, gerçekçi rakamlara göre ise 100 binin üzerinde canımız 6 Şubat depremi ile aramızdan koparıldı. Başta yıkımın yaşandığı 11 kentimizde yaşayanalar olmak üzere kimimiz eşini, annesini, babasını, kimimiz çocuklarını, yakınlarını, dostlarını kaybetti.

Yaşadığımız felaketi anlatmaya sözcüklerin yetmediği günler, aylar yaşadık. Haftalarca “Ben iyiyim ama” diye başlayıp gerisi boğazımızda düğümlenen cümleler kurduk. Hepimizin yüreği yandı.

Bir yıldır adeta yüreğimize saplanan onlarca kara saplı bıçakla yaşıyoruz.

Aradan bir yıl geçse de ne yasımız bitti. Ne acımız ne de öfkemiz dindi.

Japonya’da bir deprem yaşandığında can kaybı üç beş kişiyi geçmezken bizde ise binlerce vatandaşı hayatına mal olmuştur.Bu sayıyı  bizzat o zamanın bakanı olan Murat KURUM 130 bin diyerek devletti resmi  rakamlarını yalanlayarak acı gerçeği itiraf etmiştir.

Oysa bir yıl önce yaşadığımız yıkımın sebebi ne tek başına depremdir. Ne de binalardır.

Bu büyük yıkımın tek sorumluluğu sadece kâr hırsıyla başı dönen, yaşadığı her karışı ranta çevirmeye çalışan müteahhitlere de yıkılamaz. Çünkü asıl sorumlu bu hırsı besleyen,siyasi  iktidarın kendisidir.  Denetim yapmaktan, etkili yaptırımlar uygulamaktan aciz bir hukuk sistemi inşa eden ve bu sistemi her gün yeniden yeniden üreten, hukuksuzluktan beslenen köhne düzenin sahipleridir.

Kısacası 6 Şubat depremi ile yaşadığımız yıkımın asıl sorumlusu insanı ve emeği değersizleştirmeyi bir varoluş şekline dönüştüren, bunu da tüm topluma dayatmaya devam eden siyasi iktidardan ve tek  adam rejiminden başkası değildir.

Devletteki neo liberal dönüşüm politikalarının, kamu hizmetlerinin piyasaya açılmasının, özelleştirmelerin, devletin bir Anonim Şirket gibi yönetilmesinin, iktidarın devleti adeta inşaat şirketlerine teslim etmesinin, denetimsizliğin, kamuya ve yatırımlara yeterince bütçe ayrılmamasının faturası 6 Şubat depremi ile başta hayatını kaybeden vatandaşlarımız olmak üzere halka, depremzedelere yıkılmıştır.

Sorumluları ve suçluları Unutmadık ,unutturmayacağız!

 

 

  • Yakınlarımızdan haber almak için çırpınırken devreye konulan bant daraltmalarını, internet kesintilerini unutmadık.
  • Depremin yaşandığı illerde daha 24 saat geçmeden OHAL ilan edenleri, çaresizlikle kıvranan, derdine derman arayan depremzedeleri tehditle susturmak isteyenleri unutmadık.
  • Emek ve Demokrasi Güçleri olarak binlerce gönüllümüzle deprem bölgesine gitmeye çalışırken önümüze konulan engelleri, sadece bizim değil muhalefet partilerinin, STK’ların yardımlarının depremzedelere ulaştırılmasına engel olanları unutmadık.
  • Kızılay’ın çadır satmasından, yardımları zimmetine geçiren yetkililere kadar uzanan rezaletler zincirini unutmadık.

Aradan bir değil, yüz yıl da geçse yaşadığımız acıları, bu acıları bizlere reva görenleri unutmayacağız.

Ve buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz.

Depremden sonra Milli Dayanışma Paketi çıkardınız. Halktan alınan KDV, ÖTV. Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi vergileri fahiş oranda artırdınız.

Yetmedi.. 1 Trilyon 120 Milyarlık Ek bütçe yaptınız.

Bu da yetmedi… 2024 bütçesinde yine halktan, çalışanlardan alınan vergiler bir yıl öncesine göre ikiye katladınız.

Ama aradan geçen bir yıla rağmen deprem bölgesinde hala tek bir çivinin çakılmadığı, molozların dahi kaldırılmadığı yerler var. İşsizlik, kayıt dışı çalışma, sömürü diz boyu.

Milyonlarca insan adeta konteyner kente, çadır kente dönüşmüş şehirlerde kaderine terk edilmiş durumda.

Barınma, sağlıklı beslenme ve eğitim sorunları başta olmak üzere, en temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan sorunlar halen sürüyor.

Soruyoruz: Nereye gitti bizlerden topladığınız vergiler?

Topladığınız vergileri depremzedenin yaraları sarmak yerine kime, kimlere verdiniz?

  • Milyonlarca insan sizden resmî törenler düzenleyip, nutuklar atmanızı değil, başını sokacak bir çatı istiyor.
  • Milyonlar sizden yaşadığı acıları istismar etmenizi, yerel seçim yatırımı olarak kullanılmanızı değil, temiz su, sağlıklı beslenme, nitelikli bir eğitim istiyor.
  • Yoksulluk ve çaresizlik kıskacındaki milyonlar sizden “zorunlu kamulaştırma” adı altında topraklarına çökmenizi, yüzlerce yıllık zeytinlikler yerine binalar dikmenizi değil, en azından depremden etkilenen evlerinin yapı denetim masraflarını karşılamanızı
  • Milyonlar, sizden 6 Şubat depremini “asrın felaketi” olarak yutturmaya, “kader” olarak göstermeye çalışmaktan artık vazgeçmenizi, olası depremlere karşı bir an önce önlem almanızı bekliyor.

Kısacası ardan geçen bir yıla rağmen, milyonlar sizden anayasasında sosyal hukuk devleti yazan bir ülkenin yurttaşları olarak en temel haklarını istiyor.

Son söz olarak buradan depremzedeler başta olmak üzere tüm halkımıza sesleniyoruz.

Depremlerin, sellerin, doğa olaylarının binlercemizi yaşamdan koparan birer felakete dönüştürüldüğü, 

Bizim payımıza her seferinde acıların, yıkımların düştüğü,

Ekmeğimizin her geçen gün küçüldüğü,

Bu bozuk düzende sağlam çark olmayacağını bilerek İnsana, emeğe, doğaya ve tüm canlılara düşman bu bozuk düzene, köhne sisteme karşı emek ve demokrasi mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Depremzedelerin yaralarını sarmak ve ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu olan bu ülkenin cumhurbaşkanı depremzelerin duygularını istismar ederek kendi partisine oy vermeyenlere hizmet gitmeyeceğini söyleyerek oy avcılığına soyunmuştur.

Bizler ise depremzede kardeşlerimizle 6 Şubat depreminin ilk gününden itibaren başlattığımız dayanışmamızı büyütmeye, acılarımızı paylaşmaya, yaralarımızı hep birlikte sarmaya devam edeceğiz.

Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri olarak 6 Şubat depremi başta olmak üzere bugüne kadar yaşadığımız depremlerde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı özlemle anıyor, yakınlarını kaybedenlere bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Deprem felaketinin gerçek sorumlularını, suçlularını unutmadık, unutturmayacağız.

                                                                                                                     

                                                                           Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri