0242 237 50 75

Sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik kanun teklifi

Sağlıkta şiddetin önlenmesine yönelik kanun teklifi

Antalya Tabip Odası eski yönetim kurulu üyesi ve

Antalya Tabip Odası eski yönetim kurulu üyesi ve Antalya Milletvekili Dr.N.Nefi Kara , TBMM’de düzenlediği basın toplantısında sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla kanun teklifi hazırladıklarını belirterek, “Teklifin diğer partilerimizin de desteği ile Meclis’imizden geçeceğini ve bir çözüm üretebileceğini düşünüyoruz” dedi.

“En son 24 Temmuz’da Antalya’da Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan 2 doktor kayıt yaptırmayan yabancı bir hastayı muayene etmediği için darp edilmiştir. “ diyen Dr.Kara, “Sağlıkta dönüşüm projesin vatandaşı müşteri, sağlık çalışanını ise köle yerine koyan bir sistem yaratmıştır.” dedi.

Konuşmasında sağlık çalışanlarına yönelik şiddete değinen Dr. Kara, alınan önlemlerin yetersiz olduğunu, doktor, hemşire ve hastane çalışanlarının maruz kaldığı olumsuzlukların giderek arttığını ve sıradanlaştırıldığını belirtti.

Sağlıkta dönüşüm projesinin vatandaşı müşteri, sağlık çalışanını ise köle yerine koyan bir sistem yarattığını belirten Dr. Kara, bunun sağlık personeline yönelik şiddetin artmasında etkili olduğunu söyledi.

Bu konuya ilişkin, bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da aktaran Dr. Kara, “Sağlıkta şiddetin önlenmesi için verdiğimiz kanun teklifinin diğer partilerimizin de desteği ile Meclisimizden geçeceğini ve bir çözüm üretebileceğini düşünüyoruz. Maddiyatçı, her şeyi ve özellikle insan hayatını para ve rant odaklı gören zihniyetten kurtularak haktan, halktan ve emekten, kısaca insana ve insan yaşamına dair olan güveni birlikte tesis edelim çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
-Sağlık personeline yönelik şiddette çok ciddi artış görülmekte-

Antalya Milletvekili Dr. Kara’nın açıklamalarının tamamı şöyle:
“Son yıllarda başta hekimler ve hemşireler olmak üzere sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan sağlık personeline yönelik şiddette çok ciddi artış görülmektedir. Alınan önlemler ya da çıkarılan yasaların sağlık personeline karşı uygulanan şiddeti önlemede yetersiz kaldığı maalesef herkesçe üzülerek izlenmektedir. Dr. Cengiz Çetin, Dr. Göksel Kalaycı, Dr. Ali Menekşe, Dr. Tolga Erdem, Dr. Ersin Aslan, Dr. Mustafa Bilgiç, Dr. Kamil Furtun, şiddet sonucu hayatını kaybeden sağlık çalışanlarından bazıları sadece. Her gün Türkiye’nin farklı bir bölgesinden şiddet haberleri gelmektedir. En son 24 Temmuz’da Antalya’da Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan 2 doktor kayıt yaptırmayan yabancı bir hastayı muayene etmediği için darp edilmiştir. Geçtiğimiz hafta, Iğdır Devlet Hastanesi’nden bir doktorun hasta yakınları tarafından ölümle tehdit edildiği, bu doktorun can güvenliğinin olmadığına dair kendisinin sosyal medyadan yardım istediği, devletten koruma talep ettiği ama bunun sağlanmadığı haberleri sosyal medya gündemini uzun süre meşgul etti. Gene, geçtiğimiz hafta İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi’nde hasta muayenesi esnasında bir doktorun başka bir hasta yakını tarafından sözlü ve fiili şiddete maruz kaldığı İzmir Tabip Odası tarafından açıklandı. Bunlara birçok örnek daha sunmak ne yazık ki üzülerek ifade ediyorum ki, mümkün.

Sağlık personeline uygulanan sözlü ya da fiziksel şiddet o kadar sıradanlaştı ki, artık kimse uygulanan şiddetin nedenlerini araştırmak ile ilgilenmiyor. Aslında neden apaçık ortada. 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm adlı proje ile başlayan, vatandaşı müşteri, sağlık personelini ise köle yerine koyan, ‘’paran kadar sağlık’’ anlayışının halkta yerleşmesini sağlayan sağlık politikalarının sonucudur. Sadece sağlıkta değil, her alanda dönüşüm yapan iktidarın toplumun değer yargılarını değersizleştirmesi, insan hayatını metalaştırması, her şeye maddiyat penceresinden bakması, insan hayatını ranta kurban etmesinin sonucudur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile garanti altına alınan insanların güvenli ve sağlıklı yaşayabilmeleri ile ilgili maddelere rağmen pratikte bunların hiçbiri sağlanamamakta, vatandaşların sağlıklı bir yaşamı sürdürebilmelerinin en önemli aktörlerinden olan sağlık personellerinin kendisi sağlıksız ve güvensiz bir hayata mahkûm edilmektedir. Mayıs 2012’de sağlık çalışanlarına uygulanan şiddetin takibi için başlatılan ‘Beyaz Kod’ uygulamasında her yıl ne yazık ki azalacağı yerde giderek artan sayıda başvuru yapılmaktadır. 2012 yılı içerisinde ki, bu yaklaşık 6 aylık bir süreci içeriyor, ‘Sözel Şiddete’ maruz kaldığını bildiren sağlık personeli sayısı 3458, ‘Fiziksel Şiddete’ maruz kaldığını bildiren başvuru sayısı ise 1621. 2013 yılı verisine baktığımızda, Bakanlık ve hükümetçe önlem alınmasını beklediğimiz şiddet konusu, azalacağı yerde artmış ve 1 yıl için 7157si sözel, 3558 ise fiziksel olmak üzere toplam 10715 sağlık personeli şiddete uğradığı gerekçesi ile Beyaz Kod’a başvurmuş. 2014 yılında ise bu başvuru sayıları %4,28’lik bir artış ile toplamda 11174 kişinin şiddete maruz kaldığını bildirdiğini gösteriyor. 2015 yılının ilk 6 ayı içinse tablo, Beyaz Kod verilerine göre 5331 sağlık personelinin başvuru yaptığını gösteriyor.

Az önce de belirttiğim gibi, sağlıkta dönüşüm diye başlatılan süreç, sağlık hizmetinin kalitesini arttırmak yerine daha da kötüleştirdiği, sağlık çalışanlarına yönelik uygulanan performans sisteminin personelin çalışma verimliliğini düşürerek, onları sistem içerisinde köle haline getirdiği için bahsettiğim şiddet başvuru rakamlarının yanında bir de acil servislerde yaşanan sıkıntıları eklemek gerekir. Sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştığı durumlarda, kişiler sağlık problemleri acilleşmeden sağlık kurumlarına ulaşabildiğinden dolayı acil servislere başvuru oranlarının düşmesi beklenmektedir. Ancak 2003 yılında başlatılan dönüşüm projesi ile bu Türkiye için tam tersine bir seyir izlemiştir. Türkiye’nin nüfus artış oranı ile Hastanelerin Acil Servislerine başvuru oranı arasında dikkat çeken bir fark gözlenmektedir. Örneğin TÜİK verilerine göre 2012-2013 yılları arasında nüfusumuz 1 milyon 40 bin 480 kişi artarak bir önceki yıla göre %1,37lik bir artıştan söz edilirken, Acil Servislere başvuru sayısı Sağlık Bakanlığı’nın kendi verilerine göre 2012 yılında 93 milyon 491 bin 395 iken, 2013 yılında %7 gibi bir artış oranı ile Acile Başvuru sayısı 100 milyon 81 bin 171 olarak belirlenmiştir. Yani bir kişi birden çok kez Acil Servislere gitmek durumunda kalmıştır.

Sağlık sektöründe ya da sağlık çalışanlarının yaşadığı sıkıntılar elbette bunlardan ibaret değil. Ama belki de bizlerden çözüm üretilmesi beklenen en önemli başlıklardan biri ‘’sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin acilen yapılması’’ ve her vatandaş için Anayasal hak olan sağlıklı ve güvenli yaşama hakkının herkes için sağlanması. Aslında sağlıkta şiddet haberleri geldiği zaman sonu ölümle sonuçlansın ya da sonuçlanmasın sadece eline silahı alıp tetiği çeken, bıçağı eline alan, yumruk ya da tekme atıp darp eden hasta ya da hasta yakınının davranışı suç olarak algılanıyor ama bu durum artık öyle bir hal aldı ki, o kişi dışında gerekli önlemi almayan hastane yöneticileri, il sağlık müdürleri, bakanlar ve hatta hükümet de en az onlar kadar suçludur. Bu nedenle buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz, gelin hep birlikte bu kanun teklifini TBMM’den geçirelim ve bundan sonra gelecek sağlıkta şiddet haberlerinin önüne hep beraber geçelim. Maddiyatçı, her şeyi ve özellikle insan hayatını para ve rant odaklı gören zihniyetten kurtularak, haktan, halktan ve emekten yana olan kısaca insana ve insan yaşamına dair olan güveni tesis edelim.”

-Kanun teklifi-

Dr. Kara’nın Meclis Başkanlığı’na sunduğu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’na eklenecek madde ile sağlık çalışanlarına karşı şiddetin önlenmesi açısından caydırıcı cezalar getirilmesini amaçlıyor.

Buna göre, sağlık personeline yerine getirdiği sağlık hizmeti nedeniyle yapmaması gereken bir işi yapması veya yapması gereken bir işi yapmaması için emir veren veya baskı yapan veya nüfuz icra eden veya her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden işveren veya amir konumunda olan kimseye iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.

Tehdit ve hakaret suçlarının sağlık çalışanlarına karşı işlenmesi durumunda ise TCK’da yer alan cezaların yarı oranında artırılması, sağlık personeline karşı uygulanan şiddetin ölümle sonuçlanması durumunda da failin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması, bu madde gereği yargılanan kişiler hakkında cezada indirim sebeplerinin uygulanmaması düzenleniyor.