0242 237 50 75

Taşeron hekimliğe geçişe itirazımız var!

Taşeron hekimliğe geçişe itirazımız var!

Türk Tabipler Birliği tarafından dava açılmıştır.
Değerli Meslektaşımız,
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nın 3.7.2015 tarihli genelgesine dayanarak özel hastane yöneticilerinin meslektaşlarımızın sözleşmelerini ve bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumunu değiştirme çalışmalarına başladıklarına ilişkin duyumlar alınmıştır. Konuyla ilgili TTB’nin çalıştığı hukuk bürosundan görüş istenmiştir. Avukatın genelge ile ilgili yorumu ekte sunulmuştur. Anayasa’ya aykırı olarak değerlendirilen bu genelgenin iptali için Türk Tabipler Birliği tarafından dava açılmıştır.

Bilgilerinize sunulur.
Saygılarımızla
Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu

Konu: 3.7.2015 tarihli SGK Genelgesi hk.
SGK’nın 3.7.2015 tarihli Genelgesi’nin Hakkında bilgilerin sunulmasıdır.
I. DÜZENLEME NE GETİRMEKTEDİR
Son yıllarda özel sağlık kuruluşlarının karlarını arttırmak ve iş hukukundan kaynaklanan işveren yükümlülüklerinden kurtulmak için, bünyelerinde iş akdi ile ücretli olarak çalışan hekimleri şirket kurarak, hizmet faturası kesmeye ve ücretlerini bir fatura karşılığı ödemeye yönlendirmesi sık rastlanan bir durum haline gelmiştir.

Bu yöntemle esasen iş akdi ile iş hukukundan kaynaklı bir takım hukuksal güvenceler çerçevesinde ücretli olarak çalışan hekimler, işverenlerine sağlık hizmeti satan bir konuma sürüklenmektedir. Özel sağlık kuruluşları ile ücretli çalışan hekim arasındaki işçi-işveren ilişkisini perdelemeye dönük bu yöntem açıkça hukuka aykırıdır ve sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca işveren açısından bir takım yaptırımları bulunmaktadır.

Ne var ki hukuka aykırı bu yöntem, 6645 sayılı Torba Yasa ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasına eklenen Ek madde 10. hükmüyle yasal hale getirilmiştir. Ardından SGK tarafından yayımlanan 3.7.2015 tarih ve 2015/19 sayılı Genelge ile ilgili hükmün uygulanışına ilişkin ayrıntılar düzenlenmiştir.6645 sayılı Yasanın ilgili Ek madde 10. hükmü şöyledir:

“EK MADDE 10- Kurumla sözleşmeli özel sağlık hizmeti sunucuları tarafından Kuruma bildirilen hekimlerden Kurumca belirlenen yüzdelik oran içerisinde kalan ve sözleşme kapsamı branşlarda fiilen hizmet sunan sağlık hizmet sunucusu bünyesindeki hekimlerle sınırlı olmak üzere,

a) İl Sağlık Müdürlüklerinden çalışma izni almak suretiyle ve 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna aykırı olmayacak şekilde sözleşme ile çalıştırmış oldukları hekimlerden aynı zamanda fatura karşılığı hizmet alımı yaparak,
b) Bir iş sözleşmesine tabi olmamakla birlikte, İl Sağlık Müdürlüklerinden çalışma izni almak suretiyle ve 1219 sayılı Kanuna aykırı olmayacak şekilde hekimlerden fatura karşılığı hizmet alımı yaparak,
genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilere vermiş oldukları sağlık hizmetlerini Kurumca belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak fatura etmeleri hâlinde, verilmiş olan sağlık hizmetlerinin bedeli Kurum tarafından karşılanır.

Şirket ortağı olan veya mesleğini serbest olarak icra eden hekimler ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan kişiler, özel hukuk kişileri ve/veya vakıf üniversitelerine ait sağlık kurum ve kuruluşları bünyesinde hizmet vermeleri hâlinde sözleşmelerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, bu maddenin yayımı tarihinden önce 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışılan sürelere ilişkin haklar saklıdır.”

Söz konusu ek hüküm ile 2015/19 sayılı Genelge’nin ilgili maddeleri birlikte değerlendirildiğinde özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler yönünden şu sonuçlara ulaşmak mümkündür:

  •  Bu düzenleme Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmeli özel sağlık hizmeti sunucularında, SGK ile sözleşme yapılan branşta fiilen çalışan hekimleri kapsamaktadır. Başka bir deyişle SGK ile sözleşmesi bulunmayan birimlerde görev yapan hekimler bu hükmün dışındadır.

 

  • Kapsamda yer alan hekimlerden özel sağlık kuruluşu ile iş sözleşmesi olan, yani bordro karşılığı özel hastane işletmecisinden ücret alarak çalışanların özel sağlık kuruluşuna aynı zamanda fatura karşılığı sundukları sağlık hizmetleri ile özel sağlık kuruluşu ile aralarında iş sözleşmesi olmaksızın, İl Sağlık Müdürlüğünden gerekli çalışma izni alınarak özel sağlık kuruluşunda hizmet sunan hekimlerin fatura karşılığı sundukları hizmetlerin bedeli SGK tarafından özel sağlık kuruluşuna ödenebilecektir. Böylece, aslında aralarındaki ilişkinin doğası gereği hizmet akdi olması gerekirken işveren ihtiyaçlarını karşılamak için kendisine şirket kurdurulup özel hastaneye hizmet satar gösterilen kişiden alınan hizmetin SGK’ya satılmasında bedelinin ödenememesine ilişkin kural aşılmış olmaktadır.
  •  Ancak özel sağlık kuruluşları ile işçi hekimler arasındaki iş akdi, hizmet alım sözleşmesine dönüştürülmektedir. Bununla hekimlerin İş Kanunu uyarınca işçi olmaktan kaynaklı sahip olduğu bir takım haklardan (Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışmaya haklar, izin vb.) mahrum bırakılmasının amaçlandığı söylenebilir.
  • Şirket sahibi olan hekim, özel sağlık kuruluşuna sattığı hizmetin yürütümü için gerekli masrafları kendi karşılamak durumunda kalmaktadır. Bunun uzantısı olarak vergi yükümlülüğü doğacak ve sadece satılan sağlık hizmetini yürütümü için zorunlu olan giderleri vergiden düşebilecektir.
  • Yapılan yasal düzenlemeyle, halen Bağkur’lu olmakla birlikte özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerine ait sağlık kurum ve kuruluşlarında hizmet verenlerin sözleşmelerinde aksine bir hüküm bulunmadıkça Bağkur’lu sayılacakları belirtilmiştir. Böylece, asıl olarak işçi statüsünde çalışmaları sebebiyle Yasa’nın 4/a kapsamında SSK’lı işçi olarak değerlendirilmeleri gereken hekimlerin, işverenle aralarındaki sözleşmede yapacakları nitelemeyle 4/b kapsamında kendi hesabına çalışan Bağkur’lu değerlendirilmelerine sebep olabilecek bir hüküm getirilmiştir. Bu düzenleme ile aradaki ilişkinin niteliğine bakılmaksızın hekimin hangi sigorta türüne bağlı olacağı işverenin inisiyatifine bırakılmıştır.

II. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
a.İş hukuku kurallarına göre, iş ilişkisinin niteliği ve bu ilişkiye uygulanacak sosyal güvenlik kuralları, tarafların iradesiyle değil çalışmanın niteliğine göre belirlenmektedir. Sosyal Güvenliğe ilişkin geri ödeme esaslarını belirlemek üzere çıkarılan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na konulan ek bir maddeyle iş ilişkisinin niteliği ne olursa olsun hekimle özel sağlık kuruluşu arasındaki ilişkinin niteliğini ve hekimin tabi olacağı sosyal güvenlik kurallarını tarafların -yani aslında işverenin- belirleyebileceğini söylemek iş hukuku kurallarına uygunluk taşımamaktadır.

Esasen işin niteliği göz ardı edilerek ilişki türünü tarafların belirmesi hukuken olanaklı da değildir. Çünkü Yargıtay içtihatlarında işçi ile işveren arasındaki sözleşmede işin hukuksal nitelendirmesi ne olarak ifade edilirse edilsin, somut olaya uygulanacak hukuk kurallarının gerçek ilişkinin dinamiklerine bakılarak belirleneceği vurgulanmaktadır. Bu anlamda özel sağlık kuruluşunun hekime ücret karşılığı iş gördürdüğü, hekimin de bağımlı ve düzenli olarak özel sağlık kuruluşuna hizmet sunduğu bu ilişki türü taraflar ne olarak nitelendirirse nitelendirsin bir iş sözleşmesidir.

Bu nedenle hekimle özel hastane arasında iş sözleşmesinin bütün unsurlarını taşıyan bir çalışma ilişkisi mevcut olmasına karşın hizmet alım sözleşmesi adıyla taşeronluk sözleşmesi yapmalarının ve SGK’nın da bu sözleşmeyi tanımış olmasının hekimin çalışmasının getirdiği işçilik haklarını ortadan kaldırmayacağı düşüncesindeyiz.

b. Öte yandan söz konusu değişiklik yapılırken uygulanan yöntem Kanun yapma tekniğine de aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü Sosyal Güvenliğe ilişkin geri ödeme esaslarını belirlemek üzere çıkarılan 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ek bir madde ile İş Kanunu’nun düzenleme alanına müdahale edilmektedir. Üstelik bu müdahale özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan hekimin işçilik haklarını ortadan kaldırmak ve işvereni işçiye yönelik yasal yükümlülüklerinden kurtarmak amacıyla yapılmaktadır.

Bu tutum ülkemizin de onayladığı Avrupa Sosyal Şartı’nın ‘Sosyal Güvenlik Hakkı’ başlıklı 12. maddesinde, devletlerin Sosyal güvenlik sistemini giderek daha yüksek bir düzeye çıkarmakla ve çalışanların sosyal güvenlik koşullarını iyileştirmekle yükümlü oldukları yönündeki düzenlemeye tamamen aykırılık teşkil etmektedir.

Sayılan gerekçelerle Türk Tabipleri Birliği tarafından Genelge’ye karşı iptal davası açılmış olup, davaya ilişkin gelişmelerden hekimlerimiz haberdar edilecektir.

Bilgilerinize sunulur. Saygılarımla.

Av. Tülay Ekici Aksoy