0242 237 50 75

KHK ile ilgili Basın Açıklaması

KHK ile ilgili Basın Açıklaması

Türk Tabipleri Birliği ve Antalya Tabip Odası, KHK ile ilgili Ortak Basın

  Türk Tabipleri Birliği  ve Antalya Tabip Odası, Antalya ilinde ve Akdeniz  Üniversitesi Tıp Fakültesinde, Kanun Hükmünde Kararnameler ile görevlerinden ihraç edilen hekimler ve akademisyenlerle ilgili olarak 7 Aralık 2016 günü Antalya Tabip Odası’nda ortak basın toplantısı düzenlendi.

        Basın açıklamasına, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Bülent Nazım Yılmaz, Antalya Tabip Odası Başkanı Dr. Adnan İş ve yönetim kurulu üyeleri, ihraç edilen akademisyenler, kamu görevinden uzaklaştırılan hekimler, oda üyeleri ve  destek için CHP Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara katıldı. 
       Basın toplantısında ilk sözü alan Antalya Tabip Odası Başkanı Dr. Adnan İş, Antalya’ da kamu görevinden ve üniversiteden  uzaklaştırılan 45 hekim ve  öğretim üyesi arasında Türkiye’de bir ilk olarak, TTB Yüksek Onur Kurulu Üyeleri ve Antalya Tabip Odası Büyük Kongre Delegelerinin de olduğunu belirtti. Evrensel hukukun zorunlu gördüğü noktalara uyulmaksızın ihraç yapılmasına karşı olduklarını vurgulayan İş, desteği için TTB Merkez Konseyi’ne teşekkür ederek, sözü, konuşma ve basın açıklaması için Prof. Dr. Raşit Tükel’e bıraktı.

     

Basın Açıklaması

 15 Temmuz 2016 tarihindeki askeri darbe girişiminin sonrasında, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi olarak askeri ve sivil darbelere karşı olduğumuzu ilk günden açık bir dille ifade ettik ve darbe girişiminde bulunanları lanetledik.
Darbe girişiminin hemen ardından, hükümet darbeye karşı mücadelede demokrasi yöntemlerini değil Olağanüstü Hali (OHAL) tercih etmiş; 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL ile birlikte temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, parlamentonun işlevsizleştirildiği, ülkenin Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetildiği bir döneme girilmiştir.
            Darbecilere karşı mücadele olarak başlatıldığı bildirilen süreç, giderek KHK’lar aracılığıyla muhalif kişilerin kamusal alandan tasfiyesine dönüşmüştür.
OHAL’in uygulanmaya başladığı tarihten bu yana, Sağlık Bakanlığı’ndan 5.544 kişi, üniversitelerden 3.850 kişi olmak üzere toplam 79.196 kişi kamudan ihraç edildi. İhraç edilen hekimlerin sayısı ise; Sağlık Bakanlığı’ndan 1336, Tıp Fakültelerinden 1.014 olmak üzere toplam 2.350’dir. Sağlık Bakanlığı’ndan 4 hekimin, Tıp Fakültelerinden 5 hekimin sonraki süreçte göreve iade edilmeleriyle İhraç edilen toplam hekim sayısı 2.341 olmuştur. Üniversitelerden ihraç edilen bilim insanları arasında Türkiye’deki emek, insan hakları ve barış mücadelesinde öne çıkmış, ülkenin ilerici birikimini temsil eden kişilerin de olduğu tüm kamuoyunun bilgisi dâhilindedir. Bu akademisyenlerin üniversitelerinden ihraç edilmeleri, bazı rektörlerin ihraç adı altında muhaliflerin tasfiyesini hedeflediğini açıkça ortaya koymaktadır. 22 Kasım 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı KHK ile Tıp Fakülteleri ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev yapan çok sayıda hekim ihraç edilmiştir. İhraç edilenlerin arasında Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyeleri, aynı zamanda da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Taha Karaman ve Yrd. Doç. Dr. Hafize Öztürk Türkmen; yıllardır sağlık hakkı mücadelesini birlikte yürüttüğümüz Antalya Tabip Odası üyeleri, aynı zamanda da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Nursel Şahin, Prof. Erdal Gilgil, Doç. Dr. Cumhur İzgi de yer almaktadır.
Hekimlerin, akademisyenlerin haksız ve hukuksuz bir biçimde görevlerinden ihraç edilmeleri ne olağanüstü hal ne de darbe girişimi ile ilişkilendirilebilir. Üyelerimiz ve yöneticilerimiz olan hekimler Türkiye’de iyi hekimlik değerlerini savundukları, akademik özgürlük, emek, barış ve demokrasi mücadelesi verdikleri için hedef seçilmişlerdir. İhraçlar, ülkemizin yükseköğretim sistemine zarar vermiştir. Değerli arkadaşlarımızın kamu görevinden ihraç edilerek üniversitelerdeki kadrolarından koparılmaları, öğrencilerin ülkemizin değeri olan bu bilim insanlarından faydalanmasını, iyi ve nitelikli hekimlerin yetişmesini engelleyecektir.
         

  Öte yandan çok sayıda hekimin ihraç edilmesi ile sağlık hizmetlerinde yeri doldurulamaz bir boşluk oluşmuş; bu durum halkın sağlık hizmetlerine erişiminde belirgin bir aksaklığa neden olmuştur. Sağlık alanında yaşanan ihraçlar, belirli bölgelerde halkın sağlık hakkını engelleyecek boyuta ulaşmıştır. Kamu görevinden hukuki deliller olmadan kimse çıkartılamaz. Bir ceza, ancak soruşturma sonucunda suçluluğu kanıtlanan kişilere verilebilir.

Kamudan ihraç edilenlerin büyük çoğunluğunun darbe ile bağlantısını ortaya koyacak hukuki kanıtlar ve bir soruşturma yapıldığının belgeleri bulunmamaktadır. Buna karşın, bu kişiler delil olmadan suçlu ilan edilmişlerdir. Oysa ki, etkili soruşturmalarla suçları kanıtlanmadığı sürece herkesin masum olduğu ilkesi temel alınmalıdır.
Hangi siyasal düşünceden ya da görüşten olursa olsun kamuda yürütülen darbe soruşturmaları hukuk kuralları içinde titizlikle yapılmalı; darbe girişimi ile bağlantısı saptanmayan, haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir.
           

TTB olarak üyelerimizin ve arkadaşlarımızın görevlerine geri dönmesi için bütün hukuksal ve örgütsel olanaklarımızı seferber edeceğimizi, onlarla olan dayanışmamızı büyüteceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Emeğin, demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın ve iyi hekimlik değerlerinin güçlenmesi ve görevlerine son verilen meslektaşlarımızın öğrencilerine ve hastalarına bir an evvel kavuşabilmeleri için verdiğimiz mücadeleyi tüm gücümüzle sürdüreceğimizi sizler aracılığıyla kamuoyu ile paylaşırız.

                     Prof.Dr. Raşit Tükel
           TTB Merkez Konseyi Başkanı

 

7 aralık 2

 

     

DSCF6453