0242 237 50 75

66. Büyük Kongre

66. Büyük Kongre

Antalya Tabip Odası delegelerinden
Türk Tabipleri Birliği 66. Büyük Kongresi (seçimsiz) 4 Temmuz 2015 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Abdülkadir Noyan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Antalya Tabip Odası delegelerinden Dr.Ertan Yılmaz,Dr.Can Ertürk, Dr.Okan Cinemre, Dr.Ali Satılmış’nda katıldığı  ve saat 09.30’da başlayan kongre, açılış, Divan seçimi ve saygı duruşunun ardından, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Bayazıt İlhan’ın konuşmasıyla sürdü.
Kongreye öğle saatlerinde verilen arada tabip oda temsilcileri, delegeler, kurum temsilcileri ve milletvekilleri ile birlikte sağlıkta şiddet ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konudaki son düzenlemeleri hakkında basın açıklaması yapıldı.
Kongre’nin öğleden sonraki bölümünde Mali Rapor ve Denetleme Raporu’nun okunması ile başladı. Tabip Odası ve kol temsilcilerinin konuşmaları ve karar önerilerinin görüşülmesinin ardından, dilek, istek ve öneriler bölümüyle TTB 66. Büyük Kongresi sona erdi.
BU KADAR ŞİDDET VARSA SAĞLIK KÖTÜ DURUMDA DEMEKTİR
Bugün, burada bazı kulaklarda “sağırlık” yaratan bir konuyu dile getireceğiz yine. Görmeyen gözleri, duymayan kulakları uyarmak için, bir kez daha!
Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi’nde görev yapan meslektaşımız göğüs cerrahisi uzmanı Dr. Kamil Furtun’un görevi başında silahlı saldırıyla katledilmesinin üzerinden henüz 1 ay geçti ama Türkiye’nin her yerindeki sağlık kuruluşlarından yeni şiddet haberleri gelmeye devam ediyor. Hasta ve hasta yakınlarından hastane idarecilerine kadar herkes sağlıkçılara saldırıyor. Avrupa’daki tüm Tabip Birlikleri içinde, öncelikli gündemi sağlık kuruluşlarındaki şiddetin önlenmesi olan tek tabip birliği, ne yazık ki, biziz!
O kadar çok canımız yandı ki… O kadar çok dillendirdik ki “sağlıkta şiddet sona Ersin!” diye. O kadar çok söyledik ki, bunlar münferit olaylar değil, “dengesiz kişiler” tarafından gerçekleştirilen sıradan saldırılar değil diye. Sağlıkta şiddetin nedenlerini merak ediyorsanız dönün, kullandığınız dile, uyguladığınız politikalara bakın diye.
Sağlığın geldiği yere bakın! Artık analar doktor olan çocuklarını nöbete gönderirken helalleşerek gönderiyorlar. Görevi başında hakarete uğramak, dayak yemek, öldürülmek sağlık çalışanlarının meslek riski haline geldi.
Sağlıkta şiddeti samimiyetle ele alalım, çözümleri birlikte üretelim, TBMM’de hazırlanan sağlıkta şiddet raporunun gereğini yapalım diye çaba harcıyoruz.
Sağlık Bakanlığı ise şiddetin nedenlerini ortadan kaldırmak yerine polisiye tedbirlerle önlemeye çalışıyor, ya da sağlık kurumlarındaki şiddeti bir “kalite” sorunu olarak ele alabiliyor!
Sağlık Bakanlığı sağlıkta şiddeti önlemek için hastanelere 4 bin polis görevlendireceklerini, hastanelere x-ray cihazı kontrolüyle girileceğini duyurdu.
Öncelikle ifade etmek isteriz ki; Sağlık Bakanlığı’nın sağlıkta şiddeti önlemek için alacağını duyurduğu bu yeni önlemler, Bakanlığın şimdiye kadar konuyla ilgili uygulamalarının eksikliğinin, yetersizliğinin bir göstergesidir.
Özellikle, TTB’nin hazırladığı yasa önerisini anlaşılmaz bir şekilde görmezden gelerek yaptığı yasa değişikliğinin bir işe yaramadığının itirafıdır.
Sağlıkta şiddeti polisiye önlemlerle engelleyebileceğini zannetmek, nedenlerine yönelik çaresizliğin göstergesidir.
Önce kendi yarattığınız canavarı ortadan kaldırmak istiyorsanız nedenlerini ortadan kaldırın. Güvenlik tabi ki önemlidir, ancak sağlıkta şiddeti gerçekten önlemek istiyorsanız sağlık kurumlarını hastalar ve sağlıkçılar için birer çilehaneye değil şifahaneye dönüştürün!
Sağlıkta şiddet bir “kalite” sorunu değil, sağlıksızlık sorunudur!
Sağlık Bakanlığı geçen hafta yayınladığı Sağlıkta Kalite yönetmeliğiyle sağlıkta şiddeti de bir kalite göstergesine dönüştürdü. Düzenlemede çalışan güvenliği bir “kalite ölçüm aracı” olarak belirlendi, “sıfırdan yüze kadar yapılacak puantajda bir birim” oldu. Ancak çalışan güvenliğinin sağlanamaması durumunda başta hastane yöneticileri olmak üzere ilgili kişilere ne tür bir yaptırım uygulanacağı ise belirsiz.
Neresinden bakalım? Gerçekten kalite göstergesi ise Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre günde 30 sağlık çalışanının şiddete uğradığı bir ülkede “sağlıkta kaliteden” söz edilebilir mi? Çalışan güvenliğini “kalite ölçüm aracı” haline getirmek, en hafif deyimle talihsizliktir ve yetkililerin sağlıkta şiddet konusunda attıkları adımların samimiyetsizliğinin tescili gibidir.
Yeni kurulacak Hükümet’i ve yeni Sağlık Bakanı’nı şimdiden bu konuda her tür indirgemeci ve kolaycı yaklaşımdan kaçınmaya; daha gerçekçi, daha samimi, şiddeti artıracak değil, azaltacak önlemler almaya; Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı “Sağlıkta Şiddet Raporu”nun gereklerini yerine getirmeye ve özellikle TTB’nin konuyla ilgili hazırladığı Kanun Tasarısı Taslağını bir an önce yasalaştırmaya davet ediyoruz.
Türk Tabipleri Birliği’nin bu konuda yeterli bilgi ve birikimi vardır. Tabip Odalarımızdan gelen tüm temsilcilerimizle birlikte, bu konuda atılacak tüm samimi adımlar için her türlü desteğe ve çabaya hazır olduğumuzu duyururuz.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
MERKEZ KONSEYİ