0242 237 50 75

TABİP ODALARININ KAMUSAL NİTELİĞİ

TABİP ODALARININ KAMUSAL NİTELİĞİ

Olayı kısaca özetleyip asıl vurgulamak istediğimiz yere geleceğiz.

 

 

Bir soruşturma yazısı bağlamında

TABİP ODALARININ KAMUSAL NİTELİĞİ…

Olayı kısaca özetleyip asıl vurgulamak istediğimiz yere geleceğiz.

Bir hasta, özel hastanede çalışan bir doktoru sağlık müdürlüğüne şikayet ediyor. Hasta, özel hastanedeki uygulamadan yakınıyor ve ardından gittiği kamu hastanesinde ameliyat olarak iyileştiğini söylüyor. Sağlık Müdürlüğü, dosyayı toparlayarak şikayetin soruşturulması için odamıza yolluyor. Antalya Tabip Odası, soruşturmadan bahisle kamu hastanesinden hastanın tedavi dosyasını istiyor. Kamu hastanesi başhekimi, ”hukuk müşavirliğimizin de görüşünü alarak diye başlıyor ve hasta bilgileri kişiseldir, bu bilgiler ilgilinin yani hastanın yani şikayetçinin açık ve yazılı rızası olmadan açıklanamaz, kanunla izin verilmedikçe üçüncü kişilerle paylaşılamaz” diyerek yazımızı cevaplıyor. Hasta dosyasını vermiyor.

Bunun üzerine odamız, avukatı Münip Ermiş’in de görüşünü alarak, aşağıda okuyacağınız yazıyı kamu hastanesine gönderiyor. Yazı, tabip odalarının kamusal niteliği hakkında çoğu meslektaşımızın bile farkında olmadığı bir güçten bahsediyor. Kanunla kurulmuş bir meslek örgütünün, bu kamusal gücünün hepimiz için bir fayda ve avantaj olduğu bir kez daha vurgulanmış oluyor. Ve bu yazı üzerine tabi ki hastaya ait istenen dosya bilgileri geliveriyor. O kamu hastanesine, yazılan yazı aşağıdadır ve takdirlerinize sunulur..

Odamızca bir hekim hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına esas olmak üzere,……………’e ait hasta bilgilerinin gönderilmesi talepli yazımıza, ilgilinin açık rızası yada kanuni dayanağının bildirilmesi halinde belgelerin gönderileceği, kurumunuzca bildirilmiştir.

1- Bir kurumun kamu kuruluşu olup olmadığı hususu, kamu görevlilerinin takdirleri,  kişisel yorumları ya da kurum içerisinde aldıkları hukuki mütalaalara göre tayin ve tespit edilebilecek bir hukuki tartışma alanı değildir. 

Anayasanın 135.maddesi “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları. kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir. demektedir.

Kamu tüzel kişiliği demek ,kullandığı yetkiler ve yüklendiği sorumluluklar açısından kamusal güç kullandığı anlamına gelir.  Daha açık bir ifade ile Anayasal konum açısından Türkiye Kamu Hastaneleri kurumu ile Tabip Odaları arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisi de yasa ile kurulmuş, kanunla kendisine verilen kamu hizmetlerini yerine getiren, gerektirdiği takdirde yasada verilen kamusal güçleri kullanan, hukuki ehliyete sahip yani davalarda taraf olabilen bir kamu kuruluşlarıdır.

2-6023 TTB Kanununun 1.maddesinde “-Türkiye sınırları içerisinde meslek ve sanatlarını icraya yetkili olup da sanatını serbest olarak yapan veya meslek diplomasından istifade etmek suretiyle resmi veya özel görev yapan tabiplerin katıldığı Türk Tabipleri Birliği; tabipler arasında mesleki deontolojiyi ve dayanışmayı korumak,  ve meslek mensuplarının hak ve yararlarını korumak amacıyla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde mesleki bir kuruluştur” düzenlemesi yer alır.

Görüldüğü gibi yasanın birinci maddesi Türk Tabipleri Birliğine sadece üyeleri üzerinde değil, Türkiye sınırları içerisinde görev yapan tüm hekimlerle ilgili olarak mesleki deontoloji ve dayanışmayı korumak sorumluluğu verilmiştir. Burada bahis konusu olan yalnızca Türkiye Cumhuriyet Vatandaşı hekimler değildir. Kamu kurumlarında çalışan hekimler bir tarafa, Türkiye sınırları içerisinde hekimlik mesleğini yerine getiren YABANCI UYRUKLU bir hekim hakkında dahi mesleki deontolojiye uygun davranıp davranmadığı konusunda, Tabip Odalarına denetim sorumluluğu verilmiştir.

Yasanın 4.maddesindeBirlik, aşağıda yazılı hizmetleri yapmakla mükelleftir dedikten sonra:

a)Halk sağlığına ve hastalara fedakârlık ve feragatle hizmeti ideal bilen meslek geleneklerini muhafaza ve geliştirmeye çalışmak,

b)Azalarının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak ve bunları halkın ve Devletin menfaati ile en iyi bir şekilde denkleştirmeye çalışmak,

c)Halkın sağlığını korumaya, azalarını muayyen refah seviyesine ulaştıracak gerekli iş sahaları bulmaya, İş Kanunu ile sosyal kanunların ve bunlara bağlı nizamname ve talimatname hükümlerinin tatbikatında meslek ve meslektaşların hak ve menfaatlerini korumaya ve her türlü iş tevziinin âdilâne bir surette düzenlenmesine çalışmak,

d)Halk sağlığı ve tıp meslekleri ile ilgili meseleler için resmi makamlarla karşılıklı

e)Halk sağlığını ve tıp mesleğini ilgilendiren işlerde, resmi makamlardan yardım sağlamak olarak görev ve hizmetler sayılmıştır.

Burada, halk sağlığı ve tıp mesleğini ilgilendiren işlerde RESMİ MAKAMLAR TABİP ODALARINA YARDIM ETME ZORUNDA OLDUKLARI hiç bir şüpheye ve tartışmaya yer vermeyecek şekilde ifade bulmuştur.

Yine 6023 sayılı yasanın  30.maddesinde “28 inci maddenin I ve III numaralı fıkraların (a,b) ve ( c ) bentleri şümulüne giren hareketler İdare Heyetince hal ve tesviye edilemediği takdirde meslek adabı ile bağdaşmayan hallere kalkıştıkları görülen meslek mensuplarının deontolojiye veya amme hizmet veya selametine aykırı hareketleri, hadiseler ve delillerle tespit olunarak müdafaaları istenir…”; demektedir.

Görüldüğü gibi bu düzenlemede de, Tabip Odalarının sadece üyeleri üzerinde değil tüm hekimlere yönelik olarak yaptırım gücüne sahip olduğu açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir.

DANISTAY 10. Dairesinin : 08.05.2009 tarih ve 2009/4540-3725 s. kararında “meslek mensubu kimliğiyle mesleki ahlak ve deontoloji kurallarına aykırı iş ve işlemleri gerçekleştiren meslek mensuplarına, ilgili meslek odasınca disiplin cezası verilebileceği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır” demek suretiyle yasal durumun altını bir kez daha çizmiştir.

Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği hekimin meslek kusurları yani bir mesleki hata/malpraktis nedeniyle hastaya verilen zarardan dolayı eylem disiplin yaptırımına bağlamıştır.

Yukarıdaki yasal hükümlerinde ifade edildiği gibi ,Tabip Odalarının disiplin soruşturmaları, kamu gücünün ve kamu yetkisinin kullanılması anlamına gelir. Bir kamusal gücün yada idari yetkinin kullanılması sırasında diğer kamu kuruluşları bu gücün kullanılması engelleyemez ve geciktiremez.

Bunun yerine getirilmesini engelleyen yada gecikmesine neden olan kamu görevlilerinin eyleminin TCK.257.maddede belirtilen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı da bilinmelidir.

3- 1.8.1998 tarihli Hasta hakları Yönetmeliğinin Bilgi Verilmesini Yasaklama başlıklı 20.maddesinde -(Değişik:RG-8/5/2014- 28994) “İlgili mevzuat hükümleri ve/veya yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; kişi, sağlık durumu hakkında kendisinin, yakınlarının ya da hiç kimsenin bilgilendirilmemesini talep edebilir. Bu durumda kişinin kararı yazılı olarak alınır. Hasta, bilgi verilmemesi talebini istediği zaman değiştirebilir ve bilgi verilmesini talep edebilir.” Düzenlemesi yer alır

Yönetmelikte açıkça ifade edildiği gibi ,hastaya ait kişisel bilgilerin korunması ilkesi kamusal gücün kullanılmasına engel oluşturacak bir hukuki koruma sağlamamaktadır. Çünkü açıkça “İlgili mevzuat hükümleri ve/veya yetkili mercilerce gerektirdiği haller dışında” denmektedir.

6023 sayılı yasanın bu yasaya dayalı olarak çıkartılan Disiplin Yönetmeliğinin açık hükümleri karşısında açılmış bir disiplin soruşturması/incelemesi ile ilgili olarak kamu yada özel sağlık kuruluşlarının hastaya ait bilgileri bir kamu kuruluşu/kamu tüzel kişisi olan Tabip Odalarına vermek zorunda olduğu her türlü hukuki tartışmanın ötesindedir.

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız hukuki gerekçelerle, 8.4.2016 tarihli yazımız çerçevesinde istenen bilgi ve belgelerin gönderilmesinin teminini rica ederiz.