0242 237 50 75

Teşvik ile Sağlık Sistemi Yürümez!

Teşvik ile Sağlık Sistemi Yürümez!

Antalya Tabip Odası (ATO), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Devrimci Sağlık İş (Dev Sağlık-İş) Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi A Blok önünde ortak basın açıklaması yaptı.

Yapılan açıklamada; geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve üniversite hastanelerini kapsam dışı bırakan ek ödeme yönetmeliğinin değiştirilmesini, bir yönetmelik çıkarılacaksa herkesi kapsayan bir yönetmelik çıkarılmasını ve sağlık emekçileri için banka promosyon sözleşmelerinin yenilenmesi talep edildi.

Sağlık emekçileri attıkları sloganlarla ve taşıdıkları dövizlerle taleplerini dile getirdiler.

Teşvik ile Sağlık Sistemi Yürümez!

Teşvik İle Maaş Olmaz!

Üniversite hastanelerindeki sağlık emekçileri başta olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin acil ve çözülmesi gereken sorunları ortadayken,  Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan ek ödeme yönetmeliği yeni bir sorun haline gelmiştir. Pandemi boyunca üniversite hastanelerinde çalışan emekçilerin emeğini görmeyen Bakanlık  yayınladığı yönetmelikle bir kez daha üniversite hastanelerini yok saydığını ortaya koymuştur.

Düzenleme üniversite hastanelerinde çalışan emekçileri kapsamamaktadır. Kapsam dışında bırakılan üniversite hastanelerindeki emekçiler, hükümete göre sağlık hizmetleri üretmiyorlar.

Üniversite hastaneleri 2547 sayılı Kanunun 58. Maddesi kapsamında olduğundan, buralarda çalışanlar ile ilgili YÖK tarafından bir çerçeve yönetmelik çıkarılması ve ilgili üniversite yönetim kurullarının da bu çerçeve yönetmeliğe göre kendi kararlarını almaları gerektiğini biliyoruz. Ancak sağlık hizmeti bir bütündür. Sağlık emekçileri için bir düzenleme çıkarılacaksa herkesi kapsamalı ve eş zamanlı olarak çıkarılmalıdır. Bu yönetmelik hazırlanırken nasıl ki sağlık emekçilerinin örgütlerinin görüşleri dahi dikkate alınmamışsa, YÖK ve üniversite yönetimleri de dikkate alınmamış eş güdüm halinde çıkarılması için çaba harcanmamıştır. Üniversite hastaneleri için yönetmeliğin ne zaman çıkarılacağına dair herhangi bir bilgi ya da açıklama yapılmamıştır. Bugün yaratılan mağduriyetin ayları, yılları bulmaması için bu açıklamaları gerçekleştiriyoruz. Mücadele etmeden hiçbir hakkımızı alamayacağımızı bugüne kadar ki uygulamalardan dolayı gayet iyi biliyoruz.

 

Bir kez daha belirtmek isteriz ki yoksulluk sınırının üzerinden belirlenecek temel ücret ve bu ücretin üzerinde, yapılan işin niteliğine göre ücretlendirme yapılarak tüm ücretlerin emekliliğe yansıyacak biçimde belirlenmesini savunmaya devam edeceğiz.

Bu yönetmelikle “performans” kavramı yerine “teşvik” kavramı getirilmiştir. Böylece yıllardır eleştirdiğimiz ve “sağlıkta performansa dayalı ücret olmaz” görüşümüz doğrulanmıştır. Ancak bu görüşümüz doğrulanmasına rağmen buna uygun bir düzenleme yapılmak yerine kelimeler ile oynanarak “teşvik” adı altında performansı gizleyen ve sorunu çözmekten uzak bir yaklaşım sergilenmiştir. Bu yönetmelik ile sağlık personelinin ek ödemesi üç başlık altında toplanmıştır: Bunlardan ilki 375 Sayılı KHK’nin ek 9. Maddesi emsal alınarak 209 sayılı kanunun 5. Maddesine göre sabit ödenen ek ödeme, ikincisi bu yönetmelikle ilk defa getirilen taban katsayıya göre ödenecek olan taban ek ödeme, üçüncüsü ise bu yönetmelik ile getirilen teşvik adı altında esasında fazla çalışma ve fazla girişimsel işlemlere dayalı teşvik ek ödemesidir. Sabit ek ödemeden gelir vergisi alınmamaktadır. Ancak taban ve teşvik ek ödemesinden gelir vergisi alınmaktadır. Her üç ek ödeme de hiçbir şekilde emekliliğe yansımamaktadır. Emekliliğe yansımak yerine sadece hekimler için ilave emekli aylığı düzenlemesi getirilmiş ve hekim dışı personel kapsamda yer almamıştır.

Ek ödeme yönetmeliği ile sağlık çalışanları arasındaki gelir uçurumu daha da açılmıştır. Her ne kadar bu yönetmelikle taban ödeme altında hekim dışı personele cüzi bir ödeme getirilmişse de bunun yeterli olmadığını taban ödeme katsayılarının hekim dışı personel bakımından daha yüksek olması gerektiğini vurgulamak isteriz.

Yine izin kullanımlarında ek ödemenin kesilecek olması, disiplin cezalarında ikinci bir cezalandırma olarak ek ödemelerin kesilecek olması kabul edilebilir değildir.

Bu nedenle üniversite hastaneleri için çıkarılacak yönetmelikte bu itirazlarımızın dikkate alınmasını bekliyoruz. Sağlık Bakanlığı ek ödeme yönetmeliği için yürüteceğimiz hukuksal ve demokratik mücadelemiz kapsamına üniversite hastanelerini de eklemek istemiyoruz. Özcesi bizi de yormayın kendinizi de yormayın diyoruz.

Bu nedenle ek ödeme, teşvik, taban ek ödeme, performans gibi ücretlendirme biçimlerini kabul etmiyoruz. Yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyacak temel ücret belirlenmesi ve bu ücretlerin eğitim düzeyi, yapılan işin niteliği ve riski, hizmet yılı gibi kriterler ile giydirilecek bir ücret sisteminin oluşturulmasını üniversite hastanelerinde çalışan tüm emekçiler içinde talep ediyor ve mücadelesini yürütmeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyoruz.

ÜCRETLERİMİZ ÜZERİNDEN BANKALARIN ELDE ETTİĞİ KARDAN PAYIMIZI İSTİYORUZ!

BANKA PROMOSYONLARI YENİLENSİN!

Ülkemizde son yıllarda artan enflasyon oranı, yaşanan ekonomik kriz ortamı nedeniyle sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin satın alma gücünde ciddi oranda gerileme yaşanmıştır. Haziran 2021 öncesi birçok ilde 3-5 yıllığına imzalanan banka promosyon sözleşmeleri ile emekçilerin eline 3-5 bin TL arası ek bir gelir geçmişti. Ancak yeni dönemde yapılan banka promosyon sözleşmelerinde bu rakam 25-30 bin TL’ye kadar çıkmaktadır. Özellikle 2021 yılı ve öncesinde promosyon anlaşması yapılan iş yerlerinde çalışan emekçiler ciddi hak kaybına uğramış bulunmaktadır.

Bizler emekçiler her geçen gün daha da yoksullaşırken, ücretlerimiz enflasyon karşısında bir mum gibi erirken seyirci olmayacağız elbette. Emeğimizin üzerinden her kim nemalanıyor ve karına kar katıyorsa biz de kazandırdığımızın karşılığında hakkımız olanı istemekten geri durmayacağız. Bankaların artan bu devasa karlarında işçi ve emekçilerin kendilerine yatırılan maaş ve her türlü ücretlerinin değerlendirilmesi de etkilidir. Ücretlerimiz üzerinden bankların elde ettiği kardaki payımızı istiyoruz. Bu nedenle promosyonlar yenilensin diyoruz.

Hükümet bir kanun değişikliği ile 2021 Haziran ayından sonra devlet tarafından satın alınan her türlü mal ve hizmete sözleşmede olsun ya da olmasın enflasyon farkı ödemesine karar verdi. Biz biliyoruz ki ekonomik kriz koşullarında sermayeyi korumak adına almış olduğu bu kararın benzerinin emekçiler lehine de promosyon anlaşmaları için alınabilir.