0242 237 50 75

TV Programı

TV Programı

14 Mart Tıp Bayramı

 

Antalya Tabip Odası Başkanı Prof.Dr.Ertan Yılmaz 14 Mart Tıp Bayramı dolayısı ile  ART TV’de canlı yayın konuğu oldu.

 

Prof.Dr. Ertan Yılmaz’ın Antalya Tabip Odası Dergisi 14 Mart Özel Sayısı 2015 Hekim Güncesi’nde yayınlanan yazı

 

Söylenecek bütün sözler
            yaşamın ve sevdanın
                        savunulmasına dairdir”

“Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul edilir. Tıp Bayramı, ilk olarak, 1. Emperyalist paylaşım savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı.

Ülkemizde modern tıp eğitiminin başladığı gün olan ve “Tıp Bayramı” olarak kutlanan 14 Mart gününün, ülkemizin ve mesleğimizin içinde olduğu ağır koşullar altında bayram olarak kutlanması her yıl biraz daha güçleşiyor.

İnsanlığa, halkımıza, mesleğimize ve hekimlere, yönelik olarak sistemin reva gördüklerine baktığımızda bayram günümüzde; güzel sözler söylemek ne yazık ki olası değil.

Hekimlerin her geçen gün gelirleri-ücretleri azalmakta, çalışma koşulları ağırlaşmakta, uygun çalışma ortamlarında iyi ve nitelikli hekimlik yapabilmek giderek olanaksızlaşmakta, hekimler yaşamlarını sürdürebilmek için ikinci, hatta üçüncü işlerde çalışmak zorunda kalmakta, kısacası yorgun günler-yorgun geceler hayatımızın bir parçası olmaya devam etmektedir.

Ülkemizde yaşanan olumsuzluklar sağlık ortamına, sağlık ortamında yaşadığımız bütün olumsuzluklarda olduğu gibi mesleki ortamımıza yansıyor.
Yıllardır itiraz etmemize, sürekli dile getirmemize karşın olmayanlar/olamayanlar/oldurulmayanlar: iyi yönetimler, nitelikli bilimsel tıp eğitimi, yeterli sağlık alt yapısı, mali haklarımız-ücretlerimiz, sürekli tıp eğitimi olanaklarımız, toplumun tüm kesimleri için kesintisiz, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunumu, sağlık planlaması, koruyucu hekimlik, birinci basamak ve daha niceleri…

Sağlık ortamının tümüyle piyasalaştırılıp ticarileştirildiği bir dönemi yaşıyoruz. Her geçen gün ettiğimiz yemini daha çok çiğnemeye zorlanıyoruz. Piyasanın acımasız kuralları ne hekimlik yeminini ne de meslek ahlakı kurallarını tanıyor.

Yöneticiler her türlü uyarılarımıza adeta kulaklarını tıkamış, insanın doğuştan hakkı olan sağlıklı yaşam hakkını yok sayan uygulamalar getiriyor. Yasalar, bu kurallara uydurulmaya çalışılıyor. Uluslararası hekimlik meslek kuruluşları ülkemizde yaşananları kaygı ile izliyor.

Hekimlerin büyük bir çoğunluğu yarının ne olacağını bilemez durumda. Gelecek belirsizleştiriliyor, umutsuzluk arttırılıyor tam bir çaresizlik ve teslimiyet hakim kılınmak isteniyor.

Hepimiz kendi yaşamını insanlığın hizmetine adamış bir mesleğin uygulayıcıları, hekimler olarak, hangi zor koşul altında olursak olalım insan yaşamına saygı göstermeye and içtik.

Tarihin ilk çağlarından beri bu topraklarda hekimlik yapıyoruz, bugün de buradayız; hekimlik mesleğinin onurunu korumaya devam edeceğiz.

Ağrısını, acısını, ızdırabını dindirdiğimiz, sağlığına kavuşturduğumuz insanlarımızdan, hayata döndürdüğümüz hastalarımızın sunduğu şükran duygularından, ameliyat ettiğimiz yaşlı amcaların, teyzelerin gözlerindeki yaşama sevincinden, kızamığını, zatürresini, havalesini tedavi ettiğimiz çocukların yanağımıza kondurduğu öpücüklerden, dünyanın dört bir yanındaki meslektaşlarımızın zor günlerimizdeki evrensel dayanışmasından aldığımız güçle hekimlik mesleğimizi icra ediyoruz

İnsan yaşamına adanmış mesleğimizden aldığımız yetkiyle hekimlik yapıyoruz.

Sevgisiz, hürmetsiz, değerbilmez yöneticilere rağmen, Korkusuzca yapmaya da devam edeceğiz.

Ülkemizde yaşanan olumsuzluklar elbette hekimlik ve sağlık alanı ile sınırlı değil. Ülkemizin havası, suyu, taşı, toprağı, deresi, ormanı, en önemlisi insanı bir karanlığa sürükleniyor.

Türkiye’nin her alanda neo-liberalizmin yönlendiriciliğinde dönüşümden geçirildiği, tüm kamusal hizmetlerin sermayeye devredilip, kamunun adeta yok edildiği; ormanların, kıyıların, suyumuzun, toprağımızın birilerine peşkeş çekildiği; kentlerin “dönüşüm” adı altında ranta tahvil edildiği; yolsuzluğun, rüşvetin, her türlü pisliğin ortaya apaçık döküldüğü; baskının, zor kullanımının, zorbalığın tavan yaptığı; torba yasalar, torba davalarla adeta bir toz bulutu ardında ülkemizin yeniden şekillendirildiği bir dönemi yaşıyoruz. Ülke tarihinin en acı iş cinayetlerini yaşıyoruz.

AKP karanlığında sıradanlaşan günler yaşıyoruz… İsyanımız karanlığın sıradanlaşmasınadır. İsyanımız gericiliğin sıradanlaşmasınadır. İsyanımız, emperyalizme ve işbirlikçilerinedir. ve İsyanımız Karanlığadır!

Antalya Tabip Odası, dünyanın, ülkemizin, insanımızın ve üyelerimizin içinde bulunduğu bu günkü koşullarda, bir meslek örgütüne, bir mesleki demokratik kitle örgütüne düşen görevlerin güçlüğü, büyüklüğü ve bunlara karşı sorumluluklarının bilincindedir. Bizler meslek alanımızla ile ilgili her konuda korkmadan, sinmeden, geri adım atmadan, eğilip bükülmeden doğruyu söylemeye devam edeceğiz.

Toplumsal muhalefetin içinde yer alan Antalya Tabip Odası olarak, dünyada ve ülkemizde yaşananlara seyirci kalmayarak, karanlığa karşı aydınlığı, savaşa karşı barışı, eşitsizliğe karşı adaleti, şiddete karşı kardeşliği ve bir arada yaşamayı, sömürüye karşı emeği savunmaya devam edeceğiz.

Açıkça ifade etmek gerekirse, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, barışın, adaletin yani insandan yana olan her fikrin ve fiilin içinde ve özünde olan bir TTB ve Tabip Odaları ; bu ülkenin vicdanıdır. Bu ülkenin, bu ülke insanının TTB‘ne ve tabip odalarına  ihtiyacı var. Bu ülkenin kulakların sağır edildiği, gözlere mil çekildiği, konuşanın dilinin kesildiği bu döneminde görebilen gözlere, duyabilen kulaklara, daha da önemlisi konuşabilen ağızlara ihtiyacı var. Asla “padişahım çok yaşa” demeyen, aksine “Kral çıplak” diyenlere ihtiyacı var. Yani kısaca, sizlere ‘ye ihtiyacı var.

Her 14 MART’ta olduğu gibi 20015 14 Mart’ında da savaşın, eşitsizliklerin, adaletsizliklerin dünyamızdan yok edildiği, olumsuzluklarla dolu sağlık sistemimizin iyileştirildiği, halkın sağlığının öncelik haline getirildiği, hekim ve sağlık çalışanlarının bu öncelik içerisinde hak ettikleri koşullara kavuşturulduğu bir UMUDU paylaşıyor ve “HERŞEYE RAĞMEN” Tıp Bayramınızı kutluyorum.

Dr. Ertan Yılmaz
Antalya Tabip Odası Başkanı