Değerli Meslektaşlarımız,
TÜRKİYE’DEKİ HEKİMLERİN ÖZLÜK HAKLARI VE SORUNLARI-
BUNUN GÖLGESİNDE 1 MAYIS
Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği, yalnızca fiziki altyapı ve teknolojik gelişmelere bağlı değildir. Sağlık hizmeti; insan gücünün çalışma koşulları, özlük hakları ve mesleki tatminleriyle de ilişkilidir.
Türkiye’de farklı konum ve çalışma yerlerindeki hekimler farklı mevzuatlara sahip olsalar da benzer yapısal sorunlarla karşı karşıyadır.
-Birinci basamak sağlık hizmetlerinin yükünü aile hekimleri taşımaktadır. Aile Hekimleri sözleşmeli ve güvencesiz çalışma modeli ile kamu istihdamından farklı bir sözleşmeye tabidir. Ödeme sistemi, performans ve ceza odaklı olup hekimin gelirini doğrudan etkileyen formüllerle yönetilmektedir. ASM’lerde işletme giderleri hekimlerin sırtına yüklenmektedir. Aşırı iş yükü ve bakmakla
yükümlü olduğu nüfus baskısı, beraberinde zaman zaman karşılaşılan şiddet ve güvenlik problemi en önemli sorunlarıdır.
-İş yeri hekimliği koruyucu hekimliğin önemli bir alanıdır. Ayrıca hukuki sorumlulukların ağır olduğu bir çalışma alanıdır. İş yeri hekimleri taşeronun hekimi olma ve piyasa baskısı altındadır. İş güvenliği hizmetlerinin OSGB’ler üzerinden yürütülmesi, hekimleri piyasa koşullarına bağımlı hale getirmektedir, iş güvencesi yoktur. Düşük ücret, güvencesizlik, mesleki bağımsızlık sorunu, işveren baskısı işyeri hekimlerinin en temel sorunlarındandır. İşveren patron baskısıyla hekimin özgür tıbbi kararları da etki altındadır.
-Kamu hastanelerinde çalışan hekimler performansa dayalı ek ödeme sistemi ile çalışmaktadır. Hekim-hasta ilişkisi bir bakıma ticari ilişkiye dönüşmekte ve hekimi vicdanen rahatsız etmektedir. Performans sistemi, gelir dağılımında eşitsizlik de yaratmaktadır. Kamu hekimleri aşırı hasta yükü ve randevu baskısı, sağlıkta şiddet, uzun çalışma saatleri ve tükenmişlik, nitelikten çok niceliğin gözetilmesi, emekliliğe yansımayan gelir kalemleri ile çalışmak zorundadır.
-Üniversite hastanelerinde çalışan hekimler ve akademisyenler akademik performans zorunluluğu ile poliklinik hizmet yükünün altındadır. Diğer hekimlere göre düşük gelir düzeyi ve ek ödeme adaletsizlikleri özellikle genç akademisyenleri zorlamaktadır.
Araştırmaları için kaynak ve zamanları yetersizdir. Zaman zaman mobbing altında çalışmak zorunda kalmaktadırlar.
-Asistan hekimler aşırı uzun çalışma saatleri ve nöbetler, eğitim yerine hizmet yükünün baskın olması, mobbing ve hiyerarşik baskı, düşük ücret ve sosyal hak eksiklikleri ile eğitimlerini tamamlamak zorunda bulunabilmektedir. Eğitim veremeyecek fakülte ve branşlara asistan hekim alınmakta, asistanlar eğitimlerini tamamlamak için başka fakültelere gönderilmektedir. Asistan eğitim standartlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. Gösterilen yüksek emek karşılığında yetersiz eğitim almakta ve asistan emeği ucuz iş gücü algısına dönüşmektedir.
-Emekli hekimlerin özlük hakları ve ekonomik gelirleri sağlıklı ve mutlu yaşamaya engeldir. Aktif çalışma dönemindeki gelir ile emeklilik geliri arasında önemli fark vardır. Ek ödemeleri emekliliğe yansımamaktadır. Yıllarca emek verdikleri sağlık sisteminde sağlık hizmetlerinden yararlanmada öncelik hakları yoktur, emekli olduğu kurumda tedavi olmak için ileri yaşına rağmen sıra beklemek zorunda kalmaktadır. Ayrıca özel sağlık kurumlarında katkı payı vermek zorunda kalmakta ve bu da istenmeyen bir durum oluşturmaktadır. Ayrıca emekli hekimler bilgi birikimi ve tecrübeleriyle kendilerini sistemin dışına itilmiş hissetmektedirler.
-Özel Hastane Hekimleri, yer yer sözleşmeye dayalı ve güvencesiz çalışma ortamına sahiptir. Ciro ve performans baskısı altında, hasta memnuniyet odaklı çalışmak zorunda kalabilmektedir. Özel hastaneler de hekimler özlük hakları açısından son yönetmelikle beraber bordrolu çalışmak zorundadır. Fakat bu konuda da bir direnç mevcuttur ve karma çalışma modelleri önerilmektedir.
Hekim haklarını koruyan özel sözleşme standartları ve tanımlanan zorunlu taban aylık ücretlere ihtiyaç vardır.
-Muayenehane hekimleri yüksek vergi ve işletme giderleri, yıllık harçlar, sağlık turizmi yetki belgesi zorunluluğu, tanıtım kısıtlamaları ile varolmaya ve yıllarca süren emeğinin karşılığını almaya çalışmaktadır. Serbest çalışmak, mesleki bağımsızlık sağlasa da ekonomik, idari yükler ve yeni yönetmeliklerle giderek
zorlaşmaktadır.
Sağlıkta şiddet tüm hekimlerin ortak sorunudur. Sağlık kurumlarında sağlıkta şiddete dair önlem alınacağı söylense de yıllardır bu konuda etkili bir icraat yoktur. Sağlıkta şiddet, katalog suç kapsamındadır fakat buna rağmen soruşturma ve cezai önlemler yeterince uygulanmamaktadır.
Biz hekimler farklı çalışma alanlarında görev yapsak da temelde güvencesizlik, iş yükü, gelir adaletsizliği, mesleki kötü uygulama tazminat baskısı, sağlıkta şiddet ile karşı karşıya kalmaktayız. Hekimler mesleki itibarında erozyon da yaşamaktadır ve bu çok üzücüdür.
Hekimler, kadrolu ve güvenceli istihdamla emekliliklerine yansıyan maaş sistemiyle çalışmak istemektedir. Hekim başına düşen hasta sayısının düşürülmesi, hekimlerin yardımcı sağlık personeli ile desteklenmesi gerekmektedir. Hekimlerin özlük haklarına ilişkin sorunlar, sağlık sisteminin kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından önemli bir konudur.
Çözüm bütüncül bir sağlık politikası ile desteklenen insan gücüyle mümkündür. Aksi takdirde hekim göçü, meslekten uzaklaşma ve hizmet kalitesinde düşüş gibi sonuçlar kaçınılmaz olacaktır.
Hekimlerin baş etmeye çalıştığı bu yakıcı sorunlarla beraber 1 Mayıs Emek Ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun.
Antalya Tabip Odası
