0242 237 50 75

8 Mart Dünya Kadınlar Günü – Basın Açıklaması

DSCF6826

Değerli Meslektaşlarımız,
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla 8 Mart Cuma günü saat:12.30’da Antalya Tabip Odası Toplantı Salonu’nda basın açıklaması yapıldı.
Açıklamayı Antalya Tabip Odası adına Dr. Vesile Aydan İzgi okudu.
Dr.İzgi konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması ve cezasızlık politikası, iktidarın kadın düşmanlığını apaçık ortaya sermektedir. Sağlık sistemi içerisinde kadına yönelik şiddete karşı önerilen mekanizmalar uygulanmamakta, şiddetin önlenmesi ve kadının korunmasında en önemli ayaklardan biri olan sağlık kurumlarında bu mekanizmaların hayata geçirilmesine yönelik tek bir adım atılmamaktadır. Meslek örgütümüzle birlikte halkın sağlık hakkının, doğanın, kadınların, yaşamın ve özgürlüğün her daim savunucusu olduk, olmaya da devam edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun! Diyerek sözlerini tamamladı.
Antalya Tabip Odası

 

BASIN METNİ

Yaşamlarımızdan, Sağlık Hakkımızdan ve Mücadelemizden Vazgeçmiyoruz!

Üretim ilişkilerinin değiştiği ve dünya düzeninin kapitalist, rantçı, erkek egemen halini almaya başladığı zamanlardan bu yana, kadınlar yaşanabilir bir dünya için; eşitlik, adalet, barış için sırt sırta verip mücadelelerini sürdürüyor güçlerini birbirlerinden alıyorlar.

20 yılı aşkın süredir Sağlıkta Dönüşüm Programı ile birinci basamak özelleştirilmiş, kamu hastaneleri, üniversite hastaneleri borçlandırılarak ödeneksizlik, kısıtlamalar ve birçok imkânsızlıklar ile baş başa bırakılmış, birçok temel tedavi uygulamalarının hayata geçirilemediği sağlık alanlarına dönüştürülmüş, sağlık alanı kışkırtılmış talep ile Sağlık Bakanı’nın da bizzat sahibi olduğu özel hastanelere peşkeş çekilmiştir. Sağlığın en temel uygulamalardan itibaren paralı hale geldiği bu sistemde sınıf ayrımı derinleşmiş, kadınlar, özel gereksinimleri ile en fazla zarar gören grup haline gelmiştir. Üreme ve cinsel sağlık hizmetleri birinci basamakta neredeyse durdurulmuştur. 23 yıldır iktidarda olanlar, kadınlara evde oturmayı, kahkaha atmamayı, üç çocuk doğurmayı, kısacası kendi bedenleri ve yaşamları hakkında erkeklerin karar veren olduğu yaklaşımını, her geçen gün daha da gerici, cüretkâr şekilde dillendirmiş, örtük ve açık politikalarıyla, kadınlar üzerindeki tahakkümlerini derinleştirmeye çalışmışlardır. İktidarın gerici söylemleri nedeniyle yasal hak olan kürtaj kamu hastanelerinde tıbbi endikasyon dışında yapılmamaya başlanmıştır. Çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlara tek adres özel hastaneler gösterilmiş, özellikle yoksul kadınlar seçeneksiz bırakılmıştır.

Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki; kadınlar için son yıllarda yaygınlaşmakta olan   rahim ağzı kanseri, HPV aşısı ile önlenebilmekte, mevcut hastalığın ilerlemesi durdurulabilmektedir. Rahim ağzı kanserini bir anda önlenebilir kanser sınıfına sokan ve tıbben devrim niteliğinde bir buluş olan HPV aşısının ücretsiz, çocuk yaş grubundan itibaren aşı takvimine alınması gerekmektedir. Toplumun sağlığını değil sermayenin sağlığını önceleyen iktidar, birçok koruyucu sağlık hizmetinin verilmemesi gibi bir yıl önce sözünü verdiği HPV aşısı konusunda da herhangi bir adım atmamıştır.

Patriyarkal, türcü kapitalist düzende bilimsellikten uzak, güvenli olmayan kentleşme, yapılaşma; doğanın talanına, katledilmesine ve önlenebilir yıkımlarda birçok insanın ölümüne neden oluyor. Görüyoruz ki; olağan zamanlarda kadınlara yüklenen toplumsal cinsiyet rolleri, emek sömürüsü, eğitim ve sağlığa erişim gibi temel insani sorunlar, olağan dışı durumlarda daha da ağırlaşıyor. Depremin üzerinden bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen kadınlar çadırlarda, konteynır kentlerde yaşamı eskisine oranla çok daha zor koşullarda ördükleri gibi, şimdi de bütün bu olanaksızlıklar içinde mücadelelerine devam ediyorlar.

Ne genel ne de yerel seçimlerde toplumsal cinsiyet eşitlikçi perspektif olması gereken yeri alabilmiştir. Kadın taleplerine seçim programlarında yeterli önemin verilmediğini görüyoruz. Özellikle şiddetin önlenmesi ve kadın sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesinde birçok uluslararası sözleşmece de yerel yönetimlerin önemi vurgulanmıştır. Haklarımıza, sağlığımıza, yaşamlarımıza ağır tehditlerin olduğu bir dönemde kadınları görmeyenlere oy yok diyoruz! Kadın dostu, eşitlikçi, güvenilir şehirler istiyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmaması ve cezasızlık politikası, iktidarın kadın düşmanlığını apaçık ortaya sermektedir. Sağlık sistemi içerisinde kadına yönelik şiddete karşı önerilen mekanizmalar uygulanmamakta, şiddetin önlenmesi ve kadının korunmasında en önemli ayaklardan biri olan sağlık kurumlarında bu mekanizmaların hayata geçirilmesine yönelik tek bir adım atılmamaktadır. Daha geçen hafta başında en az yedi kadının eşleri veya partnerleri tarafından öldürüldüğü haberini aldık. Artık erkek şiddeti ile daha fazla eksilmeye tahammülümüz kalmadı! Kadın cinayetleri politiktir! Erkek şiddetinin toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında inşa edilmesiyle biteceğinin farkındalığıyla, mücadelemizi her alanda vermeyi sürdürüyoruz.

Biz, TTB Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu olarak, meslek örgütümüzle birlikte halkın sağlık hakkının, doğanın, kadınların, yaşamın ve özgürlüğün her daim savunucusu olduk, olmaya da devam edeceğiz.

Bu 8 Mart’ta Kadınlar için Sağlıkta 8 Talebimiz Var:

  1. Çalışan kadınlar için kadın dostu güvenli alan, cinsel sağlık ve üreme sağlığı odası, emzirme için uygun alan ve çocuklar için kreş İSTİYORUZ.
  2. Hem anne hem baba için en az altı ay devredilemez ücretli ebeveynlik izni İSTİYORUZ.
  3. Tıp eğitiminde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı derslerin zorunlu olmasını TALEP EDİYORUZ.
  4. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin ücretsiz kolay ulaşılabilir olmasını, kamu hastanelerinde isteğe bağlı tıbbi kürtaj hakkının yeniden tesis edilmesini İSTİYORUZ.
  5. Ücretsiz HPV aşısının aşı takvimine girmesini İSTİYORUZ.
  6. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali ve 6284 sayılı yasanın etkin uygulanmasını TALEP EDİYORUZ.
  7. Tüm sağlık çalışanlarına kadına yönelik şiddete toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşım ile psikolojik ilk yardım eğitimi kampanyası yapılmasını İSTİYORUZ.
  8. Her hastanede toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme birimleri oluşturulmasını İSTİYORUZ.

Eşitlik, Adalet Ve Barışın Hüküm Sürdüğü Başka Bir Dünya Ancak, Kadınların Mücadelesi İle Mümkün Olacaktır!

8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI