0242 237 50 75

14 MART TIP BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Kırmızı ve Beyaz Modern 14 Mart Tıp Bayramı Kutlama Instagram Gönderisi

14 MART TIP BAYRAMI BASIN AÇIKLAMASI

Antalya Tabip Odası

Bugün 14 Mart.

14 Mart; yalnızca bir meslek günü değil, tıbbiyelilerin bilime, bağımsızlığa ve Cumhuriyete bağlılığının simgesi olan tarihsel bir gündür.

Tıbbiyeliler bu ülkenin tarihinde yalnızca hastalarını iyileştiren hekimler olmamış, aynı zamanda en zor dönemlerde vatanın ve Cumhuriyetin yanında durmuşlardır. Bu nedenle 14 Mart’ın anlamı, hekimlik mesleğinin onuruyla birlikte bilimin ve bağımsızlığın savunulmasıdır.

Bugün Antalya’da meslektaşlarımızla birlikte bu anlamlı günü anarken, yönetim kurulumuz ve Antalyalı Ata’sına bağlı hekimlerin bir kısmı da Ankara’da Anıtkabir’de, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda bulunmaktadır.

Çünkü bizler biliyoruz ki;

Hekimlik mesleğinin pusulası Atatürk’ün gösterdiği akıl ve bilim yoludur.

Ne yazık ki bugün 14 Mart’ı gerçek anlamda bir bayram coşkusuyla kutlayamıyoruz.

Çünkü Türkiye’de hekimler ve sağlık çalışanları her geçen gün ağırlaşan sorunlar içinde mesleklerini icra etmeye çalışmaktadır.

Bugün hekimler; artan hasta yükü, yetersiz çalışma koşulları ve giderek büyüyen bürokratik baskılar altında görev yapmaktadır.

Sağlık sisteminin geldiği noktada hekimler; şiddetin gölgesinde, yoğunluk baskısı altında ve mesleki bağımsızlıkları giderek daralan bir ortamda çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

Sağlıkta şiddet, artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, sağlık ortamının en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Hekimlerin görev başında saldırıya uğradığı, hayatını kaybettiği bir ortamda 14 Mart’ı bayram olarak kutlamak mümkün değildir.

Öte yandan randevu sistemleri ve MHRS üzerinden yaratılan hasta yoğunluğu, hekimleri kısa sürelerde çok sayıda hastaya bakmaya zorlayan bir yapıya dönüşmüştür. Bu durum hem hekimleri tükenmişliğe sürüklemekte hem de nitelikli sağlık hizmeti sunumunu zorlaştırmaktadır. Kamu hastanelerinde çalışan hekimler artan hasta yükü, özlük haklarındaki yetersizlik ve tükenmişlik ile mücadele etmektedir. Hekim ile hasta arasındaki güven ilişkisinin korunabilmesi için nitelikli muayene süresinin sağlanması ve hekim üzerinde kurulan sayısal baskının kaldırılması gerekmektedir.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin temel taşı olan aile hekimleri, sürekli değiştirilen yönetmelikler ve artan idari yükler nedeniyle büyük bir belirsizlik içinde çalışmaktadır. Aile hekimliği sistemi ancak hekimlerin mesleki güvencesinin sağlandığı, koruyucu hekimlik temelinde, bilimsel ve sürdürülebilir bir yapıyla ayakta kalabilir. Tedavi edici sağlık hizmeti yerine koruyucu hekimliğe aktarılacak kaynak, halkımızın ileri yıllardaki sağlığına yapılacak en büyük yatırım olacaktır.

Üniversite hastanelerinde görev yapan hekimler bilimsel üretim için gerekli koşulların giderek zorlaştığı bir ortamda çalışmaktadır.

Özel hastanelerde çalışan meslektaşlarımız ise çoğu zaman güvencesiz çalışma koşulları ve mesleki bağımsızlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Muayenehane hekimleri ve işyeri hekimleri de çeşitli düzenlemeler ve bürokratik engeller nedeniyle mesleklerini özgürce icra etme konusunda ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır.

İşyeri hekimleri, iş sağlığı ve güvenliği alanında önemli sorumluluklar üstlenmelerine rağmen mesleki bağımsızlıklarını koruyabilecek yeterli güvencelere sahip değildir.

Asistan hekimler, hem sağlık hizmetinin en ağır yükünü taşımakta hem de eğitim süreçlerini sağlıklı biçimde sürdürebilmek için büyük mücadele vermektedir. Eğitim hastanelerinde ve üniversitelerde gerçek anlamda bir uzmanlık eğitiminin sağlanması, sağlık sisteminin geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.

Tıp öğrencileri, yoğun ve zorlu bir eğitim sürecinden geçerek bu mesleğe hazırlanmakta; ancak geleceğe dair kaygılar giderek artmaktadır. Nitelikli tıp eğitiminin korunması ve hekimliğin saygınlığının yeniden güçlendirilmesi genç meslektaşlarımız için büyük önem taşımaktadır.

Öte yandan yıllarını bu mesleğe adamış emekli hekimlerimiz, bugün ekonomik ve sosyal sorunlarla mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Emekli hekimlerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, mesleğe verilmiş uzun yılların bir gereğidir.

Bütün bu sorunlar yalnızca hekimleri değil, sağlık sisteminin geleceğini ve toplumun sağlık hakkını da doğrudan ilgilendirmektedir.

Unutulmamalıdır ki;

Sağlık sisteminin en önemli unsuru hekimdir.
Hekimin değersizleştirildiği, emeğinin karşılığını alamadığı ve güven içinde çalışamadığı bir sağlık sisteminin sürdürülebilmesi mümkün değildir.

Bizler Antalya Tabip Odası olarak;

  • sağlıkta şiddetin sona erdiği,
  • hekimlerin güven içinde çalışabildiği,
  • nitelikli sağlık hizmetinin mümkün olduğu,
  • hekim emeğinin hak ettiği değeri gördüğü bir sağlık sistemi için mücadele etmeye devam edeceğiz.

14 Mart bizim için yalnızca bir kutlama günü değil; hekimlik mesleğinin sorunlarının dile getirildiği ve çözüm talebinin yükseltildiği bir gündür.

Bu vesileyle başta Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, yaşamını yitirmiş tüm hekim ve sağlık çalışanlarını saygıyla anıyor; fedakârca görev yapan tüm meslektaşlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı dayanışma duygularımızla selamlıyoruz.

Yaşasın hekimlik mesleği.
Yaşasın bilimin ve Cumhuriyetin aydınlık yolu.