0242 237 50 75

COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü

COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü

 

Değerli Meslektaşlarımız,

1 Nisan Cuma günü saat:12.30’da “COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü” konulu basın açıklaması Antalya Tabip Odası Toplantı Salonunda gerçekleştirilmiştir. Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu adına Dr. Naci İŞOĞLU açıklamayı yapmıştır.  

1 Nisan 2020’de Dr. Cemil Taşçıoğlu COVID-19 nedeniyle görevi başındayken kaybettiğimiz ilk meslektaşımızdır. Taşçıoğlu ve kaybettiklerimiz anısına Türk Tabipleri Birliği (TTB)
72. Büyük Kongresi’nde, 1 Nisan, “COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü” olarak belirlenmiştir.
Sağlık çalışanlarını, hekimleri koruyamayan bir “salgınla mücadele politikası” toplumu da koruyamaz.

Kaybettiklerimizin haklarını aramak; emek verenlerimizin haklarını korumak için gitmiyoruz, kalıyoruz! Sağlık mücadelesi minnet duymayan anlayışlara bırakılmayacak kadar değerlidir, yaşamın özüdür, topluma karşı sorumluluğumuzdur. Topluma ve kaybettiğimiz canlara
sözümüz var: Gitmeyeceğiz. 

Pandemide bir başarı destanı yazılacaksa; o da yaşamını bu uğurda kaybeden saygıyla andığımız canlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına aittir. Buna rağmen bizlere reva görülen; emeğe saygısız, değer bilmeyen anlayışlarla, oyalamaları asla kabul etmiyoruz.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ.

1 Nisan, “COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günüdür.

           Ülkemizde COVID-19 nedeniyle toplamda 554’ün üzerinde hekim ve sağlık çalışanı, hayatını kaybetmiştir. Halen hastalanmakta ve yaşamını yitirmektedir.

1 Nisan 2020’de Dr. Cemil Taşçıoğlu COVID-19 nedeniyle görevi başındayken kaybettiğimiz ilk meslektaşımızdır.

           Taşçıoğlu ve kaybettiklerimiz anısına Türk Tabipleri Birliği (TTB) 72. Büyük Kongresi’nde, 1 Nisan, “COVID-19 Nedeniyle Kaybettiğimiz Hekim ve Sağlık Çalışanlarını Anma Günü” olarak belirlenmiştir.

         Bugün yöneticiler pandemi bitmiş gibi davranmasına toplumda bu yönde algı yaratmasına rağmen, günlük 60’a yakın canımızı kaybediyor olmamız, salgın bitti demekten oldukça uzakta olduğumuzu göstermektedir.

Özellikle çocuk yaş grubunun aşısız olması da endişemizi arttırmaktadır. Tüm bilimsel gerekliliklere rağmen birinci basamak yerine ikinci ve üçüncü basamaklarda salgını karşılamanın, ölümlerin yaşanmasındaki etkisinin çok büyük olduğu görülmüştür. Halen bu risk devam etmektedir.

Sağlık çalışanlarını, hekimleri koruyamayan bir “salgınla mücadele politikası” toplumu da koruyamaz.

Bugüne kadar ki sonuçlar bunu göstermektedir. Gerçek verilerden çok uzak olduğunu belirttiğimiz resmî rakamlarla dahi hastalananlar 15 milyona, kaybettiklerimiz ise 100 bine yaklaşmıştır. Yani Tunceli, Bayburt; Ardahan’ın nüfusunu aşan ölümle karşı karşıyayız. Yani Covid 19 bir il nüfusumuzdan fazlasını haritadan silmiştir.

Kaybettiğimiz çalışma arkadaşlarımızın ailelerine bile hürmetsizlik edip “COVID-19’un Meslek Hastalığı Sayılması” için illiyet bağı isteyenler; pandemi sürecinde istediğimiz 120 gün yıpranma payını bize çok görenler; “giderlerse gitsinler”, “gidişleri olsun da dönüşleri olmasın” diyebilecek kadar minnetsiz olanlar bilsinler ki: Kaybettiklerimizin haklarını aramak; emek verenlerimizin haklarını korumak için gitmiyoruz, kalıyoruz! Sağlık mücadelesi minnet duymayan anlayışlara bırakılmayacak kadar değerlidir, yaşamın özüdür, topluma karşı sorumluluğumuzdur. Topluma ve kaybettiğimiz canlara sözümüz var: Gitmeyeceğiz.

Haykırışlarımıza kulak tıkayanlar bilmelidir ki, yalnızca haklarımızı istiyoruz, haklarımızı korumak istiyoruz. Toplumun sağlık hakkını korumak istiyoruz! COVID-19’un illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı sayılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. Hakkımız olan yıpranma payının uygulanmasını istiyoruz. Hayatımızı korumamızı sağlayacak çalışma ortamları istiyoruz.

Artık gerçekleri görme ve bilimin yolunda yürüme zamanıdır.

Kişilerin salgının büyümesinde sorumlu olduğu ve suçlu oldukları yaklaşımından tamamen uzaklaşılmalıdır. Bireysel sorumlulukların yanında, devlet mekanizmalarının da sorumluluklarını yerine getirdiği duygusu toplumda hissettirilmelidir.

Yaşadığımız süreç bireysel sorumluluğa indirgenemeyecek düzeyde ülkemiz ve dünya için önemlidir. Bu nedenle yaşanan pandemi ülkemiz ve dünya ölçeğinde bilimsel olarak mutlaka değerlendirilmeli, devam eden ve yaşanabilecek yeni pandemiler için yol haritası çıkarılmalıdır.

Pandemi döneminin oluşturduğu gereksinimler de göz önüne alınarak birinci basamak sağlık hizmetleri yeniden yapılandırılmalıdır. Yeterli personel altyapı donanım sağlanarak etkinleştirilmelidir. Yaşanan karmaşa kaos günleri göz önüne alınarak dersler çıkarılmalı eksiklikler mutlaka giderilmelidir.

Pandeminin ancak güçlü bir birinci basamak örgütlenmesiyle çözülebileceği görülmelidir.Bu konunun yetersiz alt yapı ve yetersiz personel sayısına sahip toplum sağlığı birimi ve aile hekimi arasına sıkışıp kalmayacak derecede önemli olduğu görülmelidir.

Türkiye’nin, dünyanın bu öncelikli ve önemli konuda kısa, orta ve uzun vadeli bir stratejik plana ihtiyacı vardır. Yaşananlardan ders çıkartarak kontrollü ve aşamalı bir strateji ortaya konulmalıdır. Her adımda sorunlar belirlenmeli ve hızla giderilmelidir. Süreç kontrollü mücadele ekseninde sürdürülmelidir. Tüm karar süreçlerine tüm bileşenler katılmalıdır. Türk Tabipleri Birliği ve Antalya Tabip Odası olarak başta sorumlu idari mekanizmalar olmak üzere herkese, salgında başarının bulaşıcılığı ve hastalanmayı önlemekte olduğunu tekrar hatırlatıyoruz. Bu çabada en büyük sorumluluk şeffaf paylaşım, dayanışmaya açık yaklaşımla önlemleri ve etkinliğini arttırması gereken yönetimlerdedir. Sorunları görmezden gelerek, üstünü örtmeye çalışarak tek başına ekonomik kaygılarla bu sürecin yönetilemeyeceği açıkça görülmüştür.

Devlet tüm olanaklarını kaynaklarını amasız fakatsız insana ve yaşama dönük kullanmalıdır. Başta Sağlık Bakanlığı ve Ekonomi ile ilgili bakanlıklar olmak üzere şu andan itibaren tüm ilgili bilim insanları, meslek örgütlerini ve diğer yapılanmaları dışlama yaklaşımından uzaklaşarak biran önce bağımsız bilim kurulları oluşturup değerlendirme çalışmalarına başlamalıdır. Bir kez daha önlenebilir hastalıklarla ilgili hekim, sağlık çalışanları ve tüm insanlarımızın ölüm haberlerini artık duymak istemediğimizi haykırmak istiyoruz.

Biz onların anılarını yaşatmaya, bu salgınla doğru, bilimsel temelde mücadele etmeye devam edeceğiz, buna söz veriyoruz. Bu salgını bilimsel ilkelerle yönet(e)meyenlere rağmen yaşamlarını yitirme pahasına mücadele eden tüm meslektaşlarımıza, sağlığa emek verenlere verebileceğimiz en güçlü söz: Toplum sağlığını onlara bırakmayacağımız, bilimin gereklerini yapacağımız, doğruları söylemekten asla vazgeçmeyeceğimizdir. Yaşanan olumsuzlukların sorumlularını biliyoruz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında yitirdiğimiz sağlık çalışanlarını anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Anıları, mücadelemizde bize ışık olacaktır. 

         Pandemide bir başarı destanı yazılacaksa; o da yaşamını bu uğurda kaybeden saygıyla andığımız canlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına aittir. Buna rağmen bizlere reva görülen; emeğe saygısız, değer bilmeyen anlayışlarla, oyalamaları asla kabul etmiyoruz.                                                           Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

                                                             Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu