ÜLKEMİZDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
Türkiye’de sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği (İSG) sistemindeki mevcut sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm çok boyutlu bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Sağlık çalışanlarının güvenliği, yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda sağlık sisteminin sürdürülebilirliği ve toplum sağlığı açısından stratejik bir gerekliliktir.
Sağlık sektörü, biyolojik, psikososyal ve ergonomik risklerin en yoğun yaşandığı alanlardan biridir.
-İSG profesyonellerinin mesleki bağımsızlığının siyasi, ekonomik ve idari olarak sağlanamamış olması en büyük sorundur. Bu durum, sahadaki uygulamaların gerçek dışı ve denetimlerin kağıt üzerinde kalmasına yol açmaktadır .
-İdari mekanizmalarda liyakat esaslı görevlendirmelerin eksikliği ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın denetim kadrolarının yetersizliği, sistemin etkinliğini zayıflatmaktadır .
-Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri’nin (OSGB) olaya çoğunlukla ticari yaklaşması, profesyoneller üzerinde ekonomik baskı oluşturmakta ve hizmet kalitesini düşürmektedir .
-Kesici-delici alet yaralanmaları sonucunda HIV, Hepatit B ve C gibi kan kaynaklı enfeksiyon riskleri ile COVID-19 ve tüberküloz gibi solunum yoluyla bulaşan hastalıklar sağlık çalışanları için hayati risk oluşturmaktadır.
-Özellikle asistan hekimlerde görülen 24 saati aşan kesintisiz çalışma süreleri, dikkat azalmasına, tıbbi hata riskinde artışa ve ciddi kardiyovasküler sorunlara zemin hazırlamaktadır .
– Sağlıkta şiddet, yalnızca fiziksel değil mobbing, sözlü tehdit ve dijital taciz gibi pek çok formda karşımıza çıkmaktadır. Bu durum; tükenmişlik sendromu, anksiyete, depresyon ve mesleği terk gibi ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Sorunların çözümü için kurumsal, yasal ve toplumsal düzeyde şu politikalar izlenmelidir:
-Çalışma Sürelerinin Düzenlenmesi: Uzun nöbet sistemleri yerine, çalışanın dinlenme hakkını koruyan ve uluslararası standartlara uygun modeller geliştirilmelidir .
-Emekliliğe yansıyan yıpranma payı kaynaklı fiili hizmet zammının süresinin yılda 90-120 güne çıkarılması ve bu hakkın geçmişe yönelik de işletilmesi gereklidir.
-Bağımsız Denetim ve Kayıt Sistemi: İş kazaları ve meslek hastalıklarının şeffaf bir şekilde kayıt altına alınabileceği, siyasi etkilerden uzak bağımsız denetim ve bildirim mekanizmaları kurulmalıdır .
-Meslek Hastalıklarının Tanınması: Sağlık çalışanlarında görülen enfeksiyonlar, kazalar ve işe bağlı psikososyal sorunların “meslek hastalığı” kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
-Şiddete Karşı Sıfır Tolerans: Sağlık kurumlarında sadece fiziki güvenlik önlemleri artırılmamalı, aynı zamanda şiddet olaylarında hızlı ve caydırıcı hukuki süreçler işletilmelidir .
-Disiplinlerarası İş Birliği: Üniversiteler, meslek odaları ve sendikalar popüler siyasi yaklaşımlardan uzaklaşarak, saha gerçeklerine dayanan bilimsel ve etik bir İSG kültürünü savunmalıdır .
Sonuç olarak; koruyucu yaklaşımın güçlendirilmesi ve çalışanların karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanması, daha güvenli bir sağlık sisteminin inşası için temel gerekliliktir .
