0242 237 50 75

TTB Merkez Konseyinin Görevden Alınma Kararı Hakkında Etik Kurul Görüşü

websati
Değerli Meslektaşlarımız,
Yargının, meslek örgütü özerkliği ile bağdaşmayan, TTB Merkez Konseyini görevden alma kararı ile ilgili TTB Etik Kurulu görüş oluşturmuştur. Görüş TTB’nin web sayfasında yayınlanarak paylaşılmaktadır.
Söz konusu görüşte “Özerk meslek örgütünün mesleki bağımsızlığın güvencesi olduğu ve ülkedeki tüm hekimleri kapsadığı da dikkate alındığında, bu yargı kararı sadece Merkez Konseyinin değil tüm hekimlerin mesleki bağımsızlığını zedelemektedir.” ifadesine yer verilerek yargı mercileri evrensel etik kurallara uygun kararlar almaya davet edilmiştir.
Görüşün tamamı aşağıdadır.
Antalya Tabip Odası
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinin Görevden Alınma Kararı Hakkında Etik Kurul Görüşü
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyinin “amaç dışı faaliyet” gösterdiği iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2022 tarih ve sayılı davanamesi ile açılan davada 30 Kasım 2023 tarihinde Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinin Esas 2022/424 sayılı dosyasında Merkez Konseyinin görevine son verilmesi yönünde karar tesis edilmiştir.
Halkın nitelikli sağlık hizmetlerine erişmesinin güvencesi hekimlerin bağımsızlığı, hekimlerin bağımsızlığının güvencesi ise meslek örgütü özerkliği ve hekimliğin kendi kendisini yöneten ve denetleyen bir meslek olmasından geçer. Meslek örgütü özerkliğinin söz konusu yargı kararı ile askıya alınması nedeniyle TTB Etik Kurulu, meslek örgütünün özerkliğine ilişkin evrensel hekimlik değerleri ve etik ilkeler üzerine bir değerlendirme yapma gereği duymuştur.
TTB, 1953 yılında çıkarılan 6023 sayılı Yasa ile kurulmuştur. Hekimlerin üye olduğu Birliğin yönetim ve denetim organları seçilmiş Tabip Odası delegeleri tarafından yapılan seçimlerle belirlenmektedir. Temel görevi hekimliğin kamu ve kişi yararına geliştirilip uygulanmasını sağlamak, mesleki değerleri koruyup, geliştirmek ve toplumun yararı ile uyumlu olan hekim haklarının korunması için çalışmaktır.
Dünya Tabipleri Birliği (DTB) hekim meslek örgütlerinin özerkliğini özellikle önemsemektedir. DTB hekimlerin ve hekim meslek örgütünün öz yönetim ve öz denetim mekanizmalarının oluşturulmasını, hastaların alacağı tıbbi hizmetin niteliğinin garantisi olarak tanımlamaktadır.
Meslek örgütlerinin mesleki konularda hükümet kuruluşları tarafından denetlenmesi, kontrol edilmesinin uygun olmadığını net bir biçimde ifade etmektedir. Bu yaklaşım meslek örgütlerinin DTB’ye üye olabilmelerinin ön koşuludur.
2009’da gerçekleştirilen DTB 60. Genel Kurulunda güncellenerek kabul edilen “Mesleki Özerklik ve Öz Düzenleme ile İlgili Madrid Bildirgesi”, bir hekimin mesleki davranışı veya performansına ilişkin herhangi bir kararın, adli ve idari merciler tarafından değil, hekimin eğitim, bilgi ve deneyimleriyle ilgili tıbbi konuların karmaşıklığını anlayan meslektaşlarınca değerlendirilmesi gerektiğini belirtir.
DTB, 2011 yılında yapılan 62. Genel Kurulunda “Ülke Tabip Birliklerinin Bağımsızlığı” ile ilgili kararında hekimlik mesleğinin kamu ve kişi yararına geliştirilip uygulanmasının hekim meslek örgütlerinin sorumluluğu olduğunu ifade etmektedir.
DTB bu kararında, ülke tabip birliklerinin savunu çalışmalarını engellemek için hükümetlerin kendilerinin belirledikleri temsilcileri yetkili organlara atayarak hekim kuruluşlarını susturmaya, verilecek mesajları kendilerinin hoş görebilecekleri mesajlara dönüştürmeye teşebbüs etmelerine ilişkin kaygılarını dile getirmektedir. Aynı kararda DTB bu amaca yönelik girişimleri kınadığını ve ülkelerdeki tabip birliklerinin bağımsız işleyişlerine hiçbir hükümet müdahalesi olmaması gerektiğini belirterek meslek örgütlerinin özerkliğinin korunmasını istemiştir.
Meslek örgütünün özerkliği, özellikle tıbbi faaliyetlerin ceza hukukunun konusu olmaması ve meslek örgütü yönetim ve denetim kurullarının mesleki faaliyetleri nedeniyle hukuki yaptırımlara çarptırılmamasıyla sağlanabilir. Nitekim DTB 2021 yılındaki tıbbi uygulamaların suç haline getirilmesine ilişkin kararında, tıbbi uygulamaların ve tanımlamaların ne olması gerektiğine hekimlerin karar vermesi ve bu kararların ceza hukukunun konusu olmaması gerektiğini belirtmektedir.
Ancak Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı yukarıda açıklanan bu ilkelerle açıkça çelişmektedir. Bu yargılama süreci, TTB’nin kendi denetim mekanizmaları ile yürütmesi gereken işleyişe müdahale ederek kurumsal özerkliğin ve hekimlerin örgütlenme özgürlüklerinin yok sayılmasına yol açmıştır. Meslek örgütlerinin özerkliğinin asli güvencesi seçimlerdir. DTB’nin “Tabip Odalarının Kamusal İşlevleri ve Mesleki Temsilleriyle ilgili Cesky-Krumlov Açıklaması” da odalarla ilgili yasal düzenlemelerin odaların demokratik bir yapıya sahip olmalarını, organlarını ve temel işleyiş kural ve usullerini belirlemelerini öngörmektedir. Tabip odalarının seçilmiş delegelerinin özerk kararları ile belirlediği Merkez Konseyinin yargı kararıyla görevden alınması, tüm üyelerin iradesinin, seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.
Özerk meslek örgütünün mesleki bağımsızlığın güvencesi olduğu ve ülkedeki tüm hekimleri kapsadığı da dikkate alındığında, bu yargı kararı sadece Merkez Konseyinin değil tüm hekimlerin mesleki bağımsızlığını zedelemektedir. 2008 yılında gerçekleştirilen DTB 59. Genel Kurulunda kabul edilen “Mesleki Özerklik ve Klinik Bağımsızlıkla ilgili Seul Bildirgesi”nde mesleki özerkliğin ve klinik bağımsızlığın önemi vurgulanmıştır.
Bu nedenlerle TTB Etik Kurulu hekimlik mesleğinin etik ilkelere uygun bir biçimde icra edilebilmesi için öncelikli olarak meslek örgütünün özerkliğinin korunması gerektiğini vurgulamakta ve yargı mercilerini evrensel etik kurallara uygun kararlar almaya davet etmektedir.
Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu